KAYGI (ANKSİYETE) NEDİR?

          Kaygı yaşamın normal bir parçasıdır. Herkes günlük yaşam içinde değişik konularla ilgili kaygı duyabilir. Yetişmesi gereken bir iş, sınav, sağlık, para, çocuklar ve aileyle ilgili sorunlar birçok insanı kaygılandırabilir.

         Aslında kaygı, bir ölçüde bizim günlük sorunlarla baş edebilmemiz için hazırlıklı olmamızı, bir tehlike durumunda da hızlı karar verip kurtulmamızı sağlar. Normalde bu tür kaygı hafiftir ve baş edilebilir düzeydedir. Örneğin, ışıklarda beklerken bir arabanın hızlıca yanımızdan geçtiğinde korku ve kaygı yaşamak bizi hızlıca kaldırımın gerisine atma davranışını yöneltir ve yararlıdır.

 

Yaygın Anksiyete Bozukluğu Nedir?

               Yukarıda denildiği gibi anksiyete bizim yararlı bir şey iken;

               Yaygın Anksiyete Bozukluğu (YAB) olan kişilerde ise “sürekli, aşırı ve durumla uygun olmayan bir endişe durumu”, ‘’kötü bir şey olacakmış’’ hissi söz konusudur.

 

            Aşırı endişe, kişinin günlük yaşamını olumsuz yönde etkiler ve hatta olağan yaşam etkinliklerini sürdürmesini engeller. Bu kişiler her durumda olası en kötü sonucu düşünürler, her şey kendi denetimlerinin dışındadır, iyi bir olasılık ya da geriye dönüş mümkün değildir. YAB’da aşırı endişe ve kaygı genellikle sağlık, aile, para ya da iş gibi konularla ilgilidir.

 

           Denetlenemez nitelikte olan endişe hali en az altı ay boyunca hemen her gün vardır ve gün boyunca sürer. Yorgunluk, dikkat bozukluğu ve konsantrasyon güçlüğü, en ufak sesle kolayca irkilme, uykuya dalamama ve gece sık sık uyanma diğer önemli belirtilerdir.

   

            Anksiyete Bozukluğu,dünyada en sık görülen psikolojik rahatsızlıktır. Tedavisinde ise psikoterapi mutlak olmakla birlikte psikologunuz gerekli görürse ilaç tedavisi birlikte görülebilir.

Anksiyete (Kaygı) Bozukluğu Türleri

1. Panik Bozukluk (Panik Atak)

         Genellikle birkaç dakika içerisinde başlayarak çabuk şiddetlenen, kötü bir şey olacakmış hissinin eklendiği, el ve/veya ayaklarda karıncalanma-uyuşma-terlemelerin olabildiği, ‘’kalp krizi mi geçiriyorum, nefes alamıyorum, kontrolümü kaybediyorum, çıldırıyor muyum?’’ gibi kişinin zihnine gelen ve hislerle devam eden bu en felaket düşüncelerle kaygısının en yüksek seviyeye ulaştığı psikolojik bir rahatsızlıktır. Kişi bu tetikte olma hali ile fiziksel ve mental olarak kendini çok yorgun hisseder.

         Kişi ilk atağının yaşadıktan sonra bir daha olur mu düşüncesi ile zihni meşgul olur. Buna ‘’beklenti anksiyetesi’’ denir. Doktora nedeni için gittiğinde ise fizyolojik olarak aslında hiçbir şey çıkmadığı halde kalp,efor,EKG vs. gibi bir çok ihtimali düşünerek kontrollere gider ancak nedeni asla tıbbi değil psikolojiktir.

          Kişi bu beklediği anksiyete gelmesin diye anlık rahatlamalar sağladığı ancak aslında hastalığını negatif yönde besleyen davranışlar gerçekleştirir. Örneğin bu kişi artık eskisi gibi dışarıya çıkmak yerine mümkün olabildiği kadar evinde olarak güvende olmak ister, eskiden yaptığı hareketli aktivitelerden artık kaçınır (hızlıca koşmak,merdiven çıkmak vs.), eğer kullanıyorsa kafein,sigara ve alkol tüketimini azaltır, kalabalık ortamlara girmekten, trafikte kalmaktan ve istediği zaman inemeyeceği taşıtlardan (otobüs,metro,minibüs vs.) kaçınmaya başlar.

 

2. Sosyal Fobi (Toplumsal Kaygı Bozukluğu)

            Temel belirtileri başkalarınca eleştirilme, onların yanında rezil olma, utanç duyulacak durumlara düşecek davranışlar yapma endişesiyle sosyal ortamlara girmekten çekinme ya da insanlarla iletişim kurma konusunda korku yaşama olan bir ruhsal hastalıktır. Sosyal anksiyete bozukluğu da denir. Normal utangaçlıktan farklı olarak; sosyal fobiklerin işlevselliği belirgin ölçüde etkilenmiştir. Yani sosyal fobi hastaları bu durumlarından dolayı sosyal, ailevi ve mesleki yaşam alanlarında belirli kısıtlamalar yaparlar.

       Sosyal Fobikler, genellikle çocukluktan beri bu durumu yaşarlar. Okulda sözlüye kalkmak, herkesin karşısında konuşmaktan kaçınırlar. Ellerinin hep titrediğini belki yüzlerinin kızardığını ve yaşadığı bu heyecanı herkesin fark ettiğine inanarak rezil olduklarını düşünürler. Bu yüzden de ileri ki hayatlarında da işlerinde toplantılarda söz almaya çekinen, potansiyelleri çok yüksek olsa da göz önünde olmamak adına sorumluluk almak, dikkat odağı olmak istemezler. Karşı cins ile tanışmak bu kişiler için çok zordur bu yüzden mesaj ya da sosyal medya araçlığı ile iletişim kurmayı tercih ederler. Yalnızken kaygı duymazlar. Kısacası bu kişiler; başkaları önünde performans göstermekten, sosyal etkileşimlerden ve bir iş yaparken izlenmekten kaçınırlar.

                Ancak Sosyal Fobi ile Narsisistik Kişilik Bozukluğu çok sık karıştırılmaktadır. Sosyal Fobik bireyler ötekileri yüceltir ve kendisini hep en aşağıda hissettiği için sosyal ortam ve ilişkilerden kaçınır. Narsisistik Kişilik Bozukluğu ise eleştiri almaya tahammülü olmadıkları ve eleştirilme ihtimalini dahi almanın narsisistik kırılmalar yaratacağı ve öfke duyacağı için kaçınırlar. Bu yüzden de karşı tarafı Sosyal Fobikleri gibi yüceltmez tam tersine içten içe ötekileri değersizleştirirler.

3. Agorafobi

            Sözlük anlamıyla ‘’meydan-açık ve geniş alan’’ korkusudur. Kişi, bu alana sıkışmış,kaçamayacakmış gibi hissinden dolayı panikler ve bulunduğu ortamdan çıkamayacakmış gibi düşünür. Kontrolü kaybedeceği ihtimaller üzerinden yoğun korku ve kaygı duyar. Örneğin; kalp krizi geçirecekmiş, ölecekmiş, delirecekmiş hissi gelebildiği gibi bazen de tanımlayamadığı bir nedenden dolayı kaygı duyar.

            Bu kişiler açık ve geniş alanlardan kaçınırlar. Otoyollar,köprüler,otoparklar ve meydanlardan yoğun kaygı duyarlar. Dışarı da sadece güvende hissettiği birileri yanında olduğunda rahat hissederler. Agorafobi sonrada oluşan bir rahatsızlık olduğundan bu kişiler eskiden hiç böyle dertleri olmadığını söylerler.

           Yapılan bir araştırma da, agorafobinin ilk panik ataktan hemen sonra başlaması hastaların %50’sinde, birkaç yıl içerisinde başlaması ise %76’sında görülmüştür.

4. Özgül Fobiler

            Kişi belirli bir nesneden,hayvandan ya da durumun kendisinden bazen de düşüncesinden bile yoğun kaygı duyar. Resmini görmeye, adını duymaya dahi tahammül edemez, düşüncesi dahi tedirginlik verir. Bu kişiler hayatlarını bu yoğun kaygı duydukları şeyi hatırlatan her şeyden kaçınarak geçirme çabası içindedirler. Aslında kendileri de bir şey olmayacağını bildikleri hal de yoğun kaygı duyarlar.

              Özgül fobiler, fobik durum yaşanan şey ile ilgili olumsuz bir deneyimin sonucunda olabildiği gibi hiçbir yaşanmışlık olmadığı halde de oluşabilmektedir. Özgül fobinin diğer kaygı bozukluğu türlerinden en ayıran özelliği kaygı uyandıran şeyin ‘’sınırlı ve belirli’’ olmasıdır.

                En çok görülen özgül fobiler; yılan,örümcek,yükseklik,asansör,köpek,palyaço,dişçi,karanlık,gök gürültüsü ve diğer nesnelerdir. Tedavisin ilaç ile değil tamamen psikoterapi ile mümkündür. Eğer kişinin kaygı duyduğu nesne ile ilgili negatif bir deneyimi var ise Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) etkin bir yöntemdir. Eğer nedensiz yere bu nesneye fobik ise kişi Dinamik yönelimli terapi uygulanmalıdır.

5. Seperasyon (Ayrılma) Anksiyetesi

            Ayrılma anksiyetesi bozukluğu, “çocukluk hastalığı” olarak ifade edilerek yetişkin bir bireyde ayrılık anksiyete bozukluğu durumu gözlemlendiğinde, bu durumun çocuklukta meydana gelen bir ayrılık anksiyete bozukluğunun devamlılığı şeklinde olduğu belirtilmektedir.

         Ayrılma Anksiyetesi, yetişkin bir birey de devam ettiğinde genellikle en yakınındaki kişiler üzerinden yaşayarak devam eder. Örneğin, seperasyon anksiyetesi yaşayan birinin çocuğu üniversiteyi başka bir il de kazandığında yoğun kaygılar yaşar, çocuğu her ziyaretine geldiğinde bu kaygılar son bulsa da yine her gidişinde yoğun bir anksiyete duygusuna kapılır.

            Bu kişiler yoğun kaygılarıyla başa çıkabilmek adına, kaygısını yaşadığı kişiyi her zaman yoklama, telefonla arama ihtiyacı hissederler. Ne yaptığını bildikleri hal de ulaşamaz iseler başlarına kötü bir şey geldiği düşüncesi ile en felakete odaklanır ve kaygılarıyla başa çıkamazlar. Bu kişiler için yorucu bir süreç olduğu gibi; ayrılma anksiyetesini aktardığı kişiler için de her zaman ulaşılır olması gerekmesi gibi nedenlerden kaynaklı yorucudur.

Randevu İçin (7/24): 0 (216) 599 04 69

E-mail: info@cerentatar.com

Adres: Zühtüpaşa, Archerson Köşkü, Şefik Bey Sk. No: 3, 34724 Kadıköy/İstanbul

Pazartesi- Cuma: 10.00 - 20.00

Cumartesi: 09.00 - 18.00

  • Instagram
  • YouTube
Bize Ulaşın

© 2020 by Ceren TATAR. Tüm hakları saklıdır.