Ara

Çocuğumuz Bizimle mi Yoksa Takıntılarıyla mı Sorunu Var? Cinsel Takıntı ve Tedavisi

Çocuğumuz Bizimle mi Yoksa Takıntılarıyla mı Sorunu Var?

Ceren TATAR*

Ergenlik; çocukluk ile yetişkinlik arasındaki yolculukta köprü olan gelişim dönemi; yani “ben’’in oluşumundaki belirleyiciliği barındıran; çocukluk ile vedalaşarak, yetişkinliğe yönelinen süreçtir. Bu dönemde, bazı sebeplerden dolayı ergen zamanla ev, okul ve sosyal hayatında içine kapanır, eğitim, öğretim başarısı düşer, ilişkilerinde sorun yaşar ve erişkinliğin getireceği büyümeyi olması gerektiği gibi tamamlayamadan yetişkin olur.

Aile çocuğun bu çalkantılı sürecini ergenliğine yorar, üstüne gitmemeyi tercih edebilir. Ancak çocuğunuzun ihtiyaçlarını görmek ve anlamaya çalışmak önemlidir. Belki de çocuğunuz daha kendi dahi fark etmeden ruhsal bir bozukluğun pençesinde sorun yaşıyor olabilir. Unutmayalım ki, birçok psikolojik rahatsızlıklar çocuklukta eşik altında ilerlediğinden fark edilmez ve ergenlik başlangıcı ile patlak verir. Bu durumda hastalık olarak karşımıza çıkanların başında OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk) yer almaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), OKB’yi en fazla işlevsellikte yıkım oluşturan 10 hastalık içerisinde almıştır. OKB, çocuk ve ergenlerde nadir görülen bir ruhsal bozukluk gibi inanılırken, yapılan birçok araştırma da gösterildiği ve gözlemlerimizde de yetişkinlerde görülme sıklığı arasında fark bulunmamaktadır. Çünkü bir çok yetişkinin takıntıları da ergenlik hatta çocukluk başlangıcında olup, fark edilmediğinden hastalığın OKB’ye evrilmesiyle sonuçlanmaktadır. İstanbul’da lise öğrencileri ile yapılan psikiyatri alanındaki bir uzmanlık tezinde ise (A. Akpınar, Ergenlik Döneminde Obsesif Kompulsif Bozukluğun Yaygınlığı, İstanbul, 2007), OKB başlangıç yaşının ortalama 14 olduğu bulunmuştur.

OKB Nedir?


Obsesif Kompulsif Bozukluk, halk arasında takıntı hastalığı olarak bilinir. Obsesyon (takıntı), kompulsiyon (zorlantı) ve kaçınma davranışı arasında bir kısır döngü oluşturup, beslendikçe büyüyerek hayat kalitesini düşüren bu hastalığın birçok çeşidi bulunmaktadır. Genetik faktörler, ebeveynlerinden birinde takıntıların olması ile öğrenerek gelişmiş, travmalar sonucunda ya da bunların bir veya daha fazlasının birlikteliği ile ortaya çıkabilmektedir.

Obsesyon, kişinin zihnine gelerek rahatsızlık veren, gitmesi için uğraştıkça tekrarlayıcı bir biçimde devam eden düşünce, görüntü ya da dürtüdür. Hem ergen, hem de yetişkin kendini rahatsız eden obsesyon halinden kurtulmak ister. Huzursuzluk hissini rahatlatmak için yapılan zihinsel ya da davranışsal her türlü davranış ise kompulsif eylemdir. Kişi kompulsif eylemler ile başa çıkamadığı nokta da ise takıntının gelebileceği her şeyden uzak durma çabasına girer ki bu da kaçınma davranışıdır.

Bu durumu bir örnek ile açıklarsak; temizlik takıntısı olan bir ergen, okul da lavaboya girip ellerini yıkadıktan sonra ‘ellerim tam temizlenmedi’ obsesif düşüncesi ile gelen kirlilik hissiyatından huzursuzluk duyar. Temiz olduğunu bildiği hal de ‘ya tam olmadıysa’ şüphesi tekrardan ellerini yıkama zorunluluğu hissettirmeye başlar. Zamanla ne kadar yıkarsa yıkasın ‘tam olmadı’ düşüncesi el yıkama sayısını, süresini ve sabun kullanım miktarını arttırdığı gibi teneffüs vaktinin tamamını bu düşüncesinin getirdiği şüpheyle ellerini tekrar tekrar yıkarken kendini bulacaktır. Çözümü ‘kirli’ hissiyatına neden olan kapı kolu, sabunluk, sifon düğmesi gibi noktaları peçeteyle tutacak ancak yeterli olmayacak; okul hayatı, zamansal olarak gününün büyük bir bölümünü oluşturan ergen için tuvalete gitme ihtiyacı yaşamamak için, sıvı tüketimin azaltma ya da evden çıkmadan önce ihtiyaç hissetmese de tuvalete girecektir. Artık kompulsiyonları ile başa çıkamadığını hisseden ergen, takıntının gelmemesi çözümü okula gitmemek hatta uzun süreli dışarıda kalabileceği hiçbir yerde bulunmadan evinde kalmak isteyecektir.

Ancak bazı obsesyon çeşitleri huzursuzluğun yanı sıra ıstırap ve suçluluk hissiyatı da getirir. Mesela cinsel ve dini takıntılar bunlardandır. Çocuğunuzun takıntıları bu yönde sizinle paylaşmakta daha fazla zorlanıp, yargılanmaktan korkabileceğinden genellikle sorununu size açmayacaktır. Örneğin; ergenlerde en sık görülen cinsel obsesyonlardan olan ebeveynine karşı zihnine gelen cinsel içerikli düşünceler ya da görüntüler ergeni yoğun kaygı, utanç ve suçluluk duygusu ile baş başa bırakır. Zihnine gelen obsesyonların gitmesi için uğraşan ergen çareyi takıntısını tetikleyen ebeveyninden fiziksel ve iletişimsel anlamda uzak durarak bu süreci atlatmaya çalışır. Bireysel, sosyal, okul, aile ve benzeri alanlarda sorunlar yaşamasına rağmen bu durumun hastalık olduğunu bilmediğinden yardım arayışına da girmemektedir. Aile olarak bu durum fark edilemediği için de zamanla büyük sorunlara yol açacak takıntılar ileride hastalık olarak karşımıza çıkmaktadır.

Aile Olarak ne Yapmalıyız?


OKB’nin doğası gereği her obsesyonun bir de kompulsiyonu vardır ve siz aile olarak fark etmeden hastalığı negatif anlamda yönlendiren bu kompulsif eylemlerin olduğu çarkın bir dişlisini oluyor olabilirsiniz. Takıntısı olan birçok ergen ve yetişkinin kompulsif eylemlerinden biri “onay almak yani teyit ettirmektir’’. Örneğin; ergen vücudundaki bir bölgeye takıntı geliştirmiş olup size her zaman ‘’burnum düzgün mü, kilo aldım mı’’ gibi onay bekleyen sorular soruyor ve siz de bilmeden onay veriyor olabilirsiniz. Fakat sorulara verilen cevaplar kişiye hiçbir zaman yetmemekte hatta soruların sayısı ve dozajı artmaktadır.

Her insan, ergen, yetişkin veya çocuk fark etmeksizin anlaşılmak, duygularının ve davranışlarının fark edilmesini ve yargılanmadan kapsanabilmek ister. Ergen arkadaşlarıyla yakınlaşırken, genellikle kendisini ailesinin anlayamadığı ve ihtiyaçlarının giderilmediğinden yakınır.

Çocuğunuzun ihtiyaçlarını öncelikle görmelisiniz. Ne yaşarsa yaşasın, ailesinin yanında olduğunu, sıkıntısı olduğunda paylaşabileceğini söylemek (en çokta bunu hissettirmek), çocuğunuzun takıntılarını size anlatabilmesini ve yardım talep edebilmesini kolaylaştıracaktır. Unutmayalım ki, takıntılar zihinde oluşur. Onları dışarıdan göremezsiniz, bu nedenle de paylaşılması gerekir. Bu durumda çocuğunuzun yaşadıklarını sizinle paylaşabileceğini hissettirmeniz önemlidir. Takıntılar kendi kendine geçmez, sadece söner yani üstü örtülür, ancak tedavi görülmezse daha kaygı verici bir biçimde ortaya çıkar. Bu nedenle ilerde daha büyük sorunlarla karşılaşmamak için konunun uzmanlarından yardım almak, hastalığın tedavisi ve çocuğunuzun hayat kalitesi açısından son derece önemlidir.

_____________________________ *Uzman Klinik Psikolog, Psikoterapist

1 görüntüleme

Randevu İçin (7/24): 0 (216) 599 04 69

E-mail: info@cerentatar.com

Adres: Zühtüpaşa, Archerson Köşkü, Şefik Bey Sk. No: 3, 34724 Kadıköy/İstanbul

Pazartesi- Cuma: 10.00 - 20.00

Cumartesi: 09.00 - 18.00

  • Instagram
  • YouTube
Bize Ulaşın

© 2020 by Ceren TATAR. Tüm hakları saklıdır.