Ara

ALIŞVERİŞ BAĞIMLILIĞI (ONYOMANİ) NEDİR?


Pandemi sürecinde evlere çekilmemiz ile birlikte bir çok eşik altında kendini belli etmeyen ‘alışveriş bağımlısı’ kişiler, popüler onlarca online alışveriş sitelerinde gezinirken bu durum ile yüzleşmek durumunda kaldı. Bağımlılık denildiğinde akla en sık madde ve alkol gelse de ALIŞVERİŞ BAĞIMLILIĞI yani ONYOMANİ de artık bağımlılık türlerinde üst sıralarda yerini almaktadır.


Peki ya hiç siz de kendiniz için ‘aslında pek ihtiyacım olmasa da alışveriş yaptığım zamanlar oluyor’ ‘birşeyler almak bana haz veriyor’ dediğiniz oluyor mu? Eğer böyleyse bu yazıyı okumanızı ve sonrasında kendi içinize dönüp kendinize acaba bir ‘’Alışveriş Bağımlısı olabilir miyim?’’ diye sormanızı uzman olarak isterim.


Alışveriş her ne kadar gündelik bir ihtiyaçmış ve sorun değilmiş gibi gözükse de anlık istek ve hazlarla ihtiyaç olmadığı halde satın alma bir bağımlılık biçimidir. Bu bağımlılığın; teknoloji ile birlikte erişilebilirliğinin artması, cep telefonları ve laptoplar üzerinden mağaza uygulamalarından bir şey alınmasa da ihtiyaç dışında ürünlerle istendiği her an ve her saat zihinsel meşguliyet, ihtiyaç dışı da olsa indirim takibi ile ‘bugün olmasa yarın lazım olur’ rahatlatma düşüncesi ile satın alım, ‘zaten sıkılıyorum biraz mağazalara ne var diye inceleyip favorilerime alayım, sonuç olarak satın almıyorum ya’ ile birlikte satın alımdan bir önceki basamak ile alım ve sonrasında gelen çoğu zaman pişmanlık, aslında ihtiyacım da yoktu düşünceleri ile alınan ürün geldiğinde ise haz alımı bazen de durmadan satın alınıp iade gönderimi ve tekrardan aynı bütçe ile yeni bir şeyi satın almanın hazzı arasında gidip gelen; ekonomik, sosyal ve psikolojik açıdan bir çok şekilde hasar bırakmaktadır. Alıcıyı, planlanmamış alışverişte etkileyen birçok etken vardır. Bu etkenlerin başında yapılan kampanya ve indirimler bunun yanında tüketimi çoğaltmak adına yapılmış alışveriş merkezinin atmosferi, tüketiciyi alışverişe teşvik etmenin duygu durumunu oluşturduğu söylenebilir. Ancak planlanmamış alışverişi tetikleyen en önemli faktörlerden birisi de hedonik (haz) motivasyondur. Haz motivasyona sahip olan alıcılar, alışveriş sırasında alışverişin keyifli ve haz uyandıran yanlarıyla daha ilgilidir. Minimum seviyede olan ve bir anda gelen alışveriş yapma arzusu, alıcının haz odaklı satın alma arzusunun ardından ilerlemesi ile keyifli bir aktiviteye dönüşebilir. Fakat ileri düzeydeki ani alışveriş yapma duygusu alıcının şahsına ait zarar veren bir eylem durumuna dönüşebilir. Her insan keyif ve haz alma eğilimdedir ancak bağımlı kişilerde bu haz alma kanalı sağlıklı olmayan bir biçimde bağımlı olunan şeye yönelir. Bağımlı, bilinçli ya da bilinçaltı seviyelerde aldığı kararlarla alışverişte bağımlı bir birey gibi eylemler gösterebilmektedir. Bu alışveriş tutkusu ile alışverişten kendisini alamamakta ve alışverişten müthiş derecede zevk almaktadır.


Alışveriş, ihtiraslı tüketiciler için hayatın stresinden kaçmanın, tüm sorunlardan uzakta ferah bir nefes almanın ve kendini ödüllendirmenin bir yoludur. Ancak her mutlu alışveriş bir ihtiras değildir. İhtiraslı alışveriş, ihtiyacın ötesinde adeta bir hobi gibi devamlılık arz eden alışveriş eylemidir. Tüketici, bir şeyler satın aldıkça 2 zevk almakta ve bu zevki arttırmak için tekrarlayıcı bir şekilde satın alma davranışını gerçekleştirmektedir.


Kontrolsüz satın alımın temel klinik özellikleri, satın alma davranışında dürtüsellik, sürekli olarak satın alma ihtiyacı, satın alım olmasa dahi zihnen ve fiziksel olarak satın alım üzerine düşünme, satın alma kontrolünde başarısız girişimler ve sonunda meydana gelen olumsuz sonuçlardır. Bu çerçevede Onyomani’yi tetikleyen ruhsal bozukluk ise çoğunlukla ‘Depresyon’ veya ‘Anksiyete’ ile yalnızlık, yaşam doyumunda sağlıklı kanalların olmaması faktörleri durumlarında başa çıkma becerisinin işlevsel olmayan bir biçimde buraya kanalize olmasıdır. Onyomani’nin gelişiminde ekonomik olarak alım gücünün yüksekliği, bağımlılığın gelişmesini arttırıcı faktörlerdendir. Ancak alım gücü düşük olan bireyler de Onyomani olmayacağı anlamına gelmemektedir. Bu sefer de indirim takibi, ufak tefek maddi şeyler satın alımla devam eder. Çünkü bu kişiler için aslında altta yatan ne aldığı değildir; önemli olan bir şey almanın verdiği haz ve rahatlama duygusudur.


Birçok alışveriş bağımlısında bu döngü o kadar aktiftir ki aldığı bir çok şey en fazla 1-2 kere kullanılmış bir şekilde dolapta beklemektedir. Çünkü alışveriş yapma döngüsü devam ettiğinden sıra öncekilere gelmemektedir. Buradan da bunun ihtiyaca yönelik değil; hazzın doyurulması için rahatlamaya yönelik olduğunu anlaşılabilir.

Diğer tüm bağımlılık türlerinde olduğu gibi Alışveriş Bağımlılığı, psikoterapi ile çalışılması gereken, kişinin dürtü kontrolünün zayıflığının altında yatan nedenler ve kişinin hazza yönelik ruhsal boşluğunu neden materyalist bir biçimde alışverişle doldurduğu psikoterapi ile tedavi edilebilir. Çünkü bu kişiler belki depresif belki kaygılı belki de sıkıntılı hissettikleri durumlarda bu isteklerini eyleme dökerler. Bu duru eşik altında kendini pek belli etmese de; başkaları ile birlikte yaşıyorsa onların dikkatini çekip uyarmaya başlaması, ekonomik olarak kredi kartı borçlarının oluşması, evlerinde paketli açılmamış ya da açılsa dahi çok kullanılmamış şeylerle dolmaya başladığında görünür olmaya başlamaktadır. Kişiye ‘neden alıyorsun, ihtiyacın yok ki’ demenin ise aslında pek bir faydası yoktur. Çünkü zaten alışveriş bağımlısı kişi de ihtiyacı olmadığını bilmekte ama alma dürtüsüne engel olamamaktadırlar.

Yapılan birçok çalışma da alışveriş bağımlılığına sahip kişilerin, normal tüketicilere göre daha düşük bir özgüvene, daha fazla hayal etme eğilimine, daha yüksek bir depresyon seviyesine ve yüksek takıntı ve anksiyete düzeylerine sahip olduklarını göstermektedir. Bu durumun, kişilerin olumsuz duygularla baş etme yöntemi olarak telafi edici davranışları tercih etmesinden kaynaklı olabileceği düşünülmektedir.


Eğer bu yazımın sonuna geldiğiniz de bunların çoğu bende var; sanki beni tarif ediyorsunuz diyorsanız; psikolojik olarak yardım almanız önemlidir. Bu durumun üstüne düşmemek sizi sosyal ve ekonomik açıdan şuan olmasa ya da tolere edebiliyor olsanız dahi ileri de eninde sonunda karşınıza daha geri dönülmesi zor sonuçlarla çıkacaktır. Genellikle terapiye de ekonomik zorlanmalar, borçlanma gibi durumlar ile eğer bağımlı bireyin birlikte yaşadığı (eş,ebeveyn..) gibi kişilerin kendisini uyarması sonucunda ilişkisel problemlerin başlamasıyla terapiye gelinmektedir. Bu noktaya gelmeden bağımlılığınız ile yüzleşmeniz ile birlite tedavi sizi psikolojik, ekonomik ve ilişkileriniz açısından bir çok şekilde diğer tüm bağımlılıklar da olduğu gibi probleminizi çözmenizi sağlayacaktır.


Uzman Klinik Psikolog & Psikoterapist

Ceren TATAR

1 görüntüleme

Randevu İçin (7/24): 0 (216) 599 04 69

E-mail: info@cerentatar.com

Adres: Zühtüpaşa, Archerson Köşkü, Şefik Bey Sk. No: 3, 34724 Kadıköy/İstanbul

Pazartesi- Cuma: 10.00 - 20.00

Cumartesi: 09.00 - 18.00

  • Instagram
  • YouTube
Bize Ulaşın

© 2020 by Ceren TATAR. Tüm hakları saklıdır.