Ara

DİNİ TAKINTI VE CİNSEL TAKINTI NEDİR? TEDAVİSİ NASILDIR?

VESVESE Mİ YOKSA TAKINTI MI? TÜM YÖNLERİYLE DİNİ VE CİNSEL TAKINTILAR…


Toplum da ‘takıntı hastalığı’ olarak bilinen Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) kişinin hayat kalitesini düşüren son derece kişiyi zorlayan ruhsal bir hastalıktır. Kişinin zihnine gelen ve kaygı uyandıran,, gitsin diye uğraşıldıkça tekrarlayıcı bir biçimde daha yoğun gelen düşünce, görüntü ya da dürtülere obsesyon(takıntı) denir. Kişinin zihnine gelen takıntıların oluşturduğu huzursuzluğu gidermek için kişinin anlamsız bulsa dahi yapma zorunluluğu hissettiği tüm zihinsel ya da davranışsal eylemler ise kompulsiyon’dur. Kişiyi rahatlatan bu davranışlar zamanla yetmemeye başlar. Yapılan bu eylemlerin sayısı ve süresi artar, kişi başa çıkamaz.Bu nokta da ise kaçınma başlar. Kişi takıntısını zihnine getirecek herşeyden kaçınır. Bu noktadan kompulsiyonlara ayrılan zamanın artması ve imkansız olan takıntılar gelmesin diye kaçınma davranışları kişiyi sinsice köşeye sıkıştırmıştır. Bu köşeye sıkışma hissi tüm takıntılarda yaşansa da kişinin bu kaygılarının yanı sıra utanç ve suçluluk duygusuyla kendi içinde yaşadığı ,bu yüzden de bunun bir hastalık olduğunu bilemeyip tedavide göremediği ve kimseye paylaşamadığı 2 takıntı türü vardır ki; dini ve cinsel takıntılar…


Dini takıntılar , toplumda vesvese diye adledilse de aslında bunlar obsesif düşüncelerdir. Kişi için başlarda namaz kılarken,abdest alırken, cami de geldiğinde başlar da halk arasındaki tabirle vesvese diye yorumlasa da yoğun korku ve kaygı yaşar. Zaman içerisinde de takıntılarını besleyen davranışlar gerçekleştirdiği, kimseye anlatamadığı ve hastalık olduğunu bilmediği için kendini çok suçlu hisseder. Örneğin; namaz kılarken ‘’Allah’a küfür eder miyim’’, ‘’namazı doğru kıldım mı’’, ‘’abdest alırken gözümün önüne uygunsuz bir şey gelir mi’’ gibi düşünceler aslında takıntıdır. Kişi, inançlı olduğu hal de bu düşüncelerin gelmesi çok yoğun kaygı verir ve bu sefer de kompulsif eylemler yapmaya başlar. Örneğin; namazı doğru kıldım mı, abdestte atladığım yer oldu mu, duayı doğru okudum mu obsesif düşüncesi gelen kişi bu sefer her bu düşünceler geldiğinde tekrardan ve sıfırdan namaza, abdeste veya duaya başlar, tövbe eder bazen de cami hocasına durumu anlatır . Ancak zaman içerisinde namaz-abdest süresi artmaya başlar,her başa dönüş biraz daha kişiyi hem zihinsel hem manen hem de fiziksel olarak yorar. Onay almak ve teyit etmek için çevresine sorduğu sorulardan aldığı cevaplar tatmin etmemeye başlar ve işin içinden çıkılmaz hale gelir. Kişi bunların sonucunda kendini günahkar dahi hissedebileceği boyuta gelerek acı çeker ve sonunda düşünce gelmesin diye inançlı olduğu hal de namaz kılmayı, abdest almayı bırakır. Bu sürecin sonucunda kendini cezalandırılmayı hak eden, Allah katında dışlanacak, rezil biri olarak kendini görecektir.
Diğer bir dışarıdan ne fark edilmeyen ancak ızdırap veren takıntı hastalığı türü olan Cinsel takıntılar da ise kişi zihnine gelen cinsel içerikli gelen düşünce, görüntü veya dürtülerden kaygı duyar. Kişiye gelen bu obsesyonların canlandığı kişiler obsesif düşüncenin geldiği bireyin tanıdığı ve yakınlık alanına yaklaştıkça bu kişi de utanç ve kaygı yaratmaktadır. Bu kişiler karşı cinsle ilgili obsesyonları olabileceği gibi hemcinsine karşı da gelebilir. Bu durumlarda ‘’bunu düşündüğüme göre acaba eşcinsel miyim?’’ gibi düşünceler ya da bir çocuğa karşı gelen bu durumlar da ‘’ pedofili miyim?’’ gibi obsesif sorgulamalara girebilirler. Niye şimdi böyle bir düşünce bana geldi ki diye başlayan takıntılar işin içinden kişinin çıkamadığı bir noktaya gelir. Kompulsiyon olarak ise bu kişiler örneğin, eşcinsel miyim acaba obsesyonu var ise bu kişinin kendisi hemcinsi ile cinsel birlikteliğe girebilir ve haz almadım diyerek ispat etme çabası ile kaygısını düşürebilmektedir. Cinsel obsesyonu olan kişilerin en yoğun duygusu kendilerini bu durumu yaşayan tek kişi olduklarını, yoğun utanç duygusu ile hissettiklerinden destek almaya çekinirler.

Cinsel obsesyonu olan bireyler hastalığını besledikçe farketmeden genel olarak kaçınma davranışları gösterirler. Bu kişiler takıntıların gelebileceği kişi ve ortamlardan uzak durmaya çalışır ya da bu düşünce geldiğinde nötralize edebilmek adına başka bir düşünce ile bu kaygılarını rahatlatmaktadırlar. Ancak insan doğası gereği başka birisi ile iletişime ihtiyaç duyan bir varlıktır. İnsanlarla da hayatın gereği temas halindedir. Bu da her zaman takıntıdan kaçamayacağını düşündürtür. Kişi kaçınma davranışlarının pençesine düştüğünde ise artık okula,işe gitmek istemeyen; takıntıları gelmesin diye odasından çıkmak istemeyen biri haline dönüşür.

Unutmayın, OKB bir hastalıktır ve tedavisi siz destek almak isterseniz mümkündür. Yoğun bir biçimde yargılanma,ayıplanma korkuları yaşıyor olabilir bu durumu sadece kendiniz yaşıyormuş gibi hissedebilir ve çevrenize bu durumu anlatamıyor olabilirsiniz. Ancak Obsesif Kompulsif Bozukluk (takıntı hastalığı); kendiliğinden geçmez, psikolojik yardım alınarak tedavisi mümkündür. Bu yüzden zihninize gelen dini ve cinsel takıntılarda zaman zaman azalsa da asla kendiliğinden bitmeyecektir.

Uzman Klinik Psikolog

Ceren TATAR


1 görüntüleme

Randevu İçin (7/24): 0 (216) 599 04 69

E-mail: info@cerentatar.com

Adres: Zühtüpaşa, Archerson Köşkü, Şefik Bey Sk. No: 3, 34724 Kadıköy/İstanbul

Pazartesi- Cuma: 10.00 - 20.00

Cumartesi: 09.00 - 18.00

  • Instagram
  • YouTube
Bize Ulaşın

© 2020 by Ceren TATAR. Tüm hakları saklıdır.