Ara

Pasif Agresif Davranış: Saldırganlık mı Yoksa Kendiliği Korumak mı?


Romantik ilişkiler, evlilikler, iş hayatındaki ilişkiler, aile bireyleri ile, komşunuzla, arkadaşınızla veya yolda karşılaştığınız biriyle kısacası hayatınızın her alanında bu davranış örüntüsüne sahip kişilere maruz kalabilir belki farkında olmadan siz de hayatta çevrenizdeki ilişkilerde bu davranış örüntüsünü kuruyor olabilirsiniz.


Bu kişiler kendilerini fazla belli etmemekte, ne zaman ki kendisinin bilinçdışında benliğini tehdit eden reddedilme, hayır cevabı alma, istenildiğinin olmaması gibi durumları yaşadığın da bilinç düzeyinde bu savunma mekanizmaları devreye girer. Bu nedenle de ilk zamanlar maruz kaldığınız bu durumu fark etmeniz zor olabilir. Başlangıçta masum bir söz, eylem veya bazen eylemsizlik gibi görünen şey; ilişkileri veya yaşamın diğer alanlarını etkileyebilecek aniden öfke, düşmanlık ve incinmeye yol açabilir. Çünkü bu kişiler aslında yaşadıkları içsel olumsuz duygulanımlara karşı açıkça bir saldırganlık gösteremez, başka şekiller de görünür kılarlar. Doğrudan olmayan duygusal, sözlü veya zihinsel yollarla bir bireyin savunmasız veya bilinçsiz duygusal yaşamlarını korumanın bir yoludur. Bu davranışlar en sık:


  • Konuşma arasında iğneleyici sözler (Genellikle iyiliği için ya da şaka yollu söylerler)

  • Kasıtlı olarak yapılacak işi sabote etme veya erteleme

  • Provakitive edecek sıklıkla sorular sormak veya yorumlar yapmak (Sohbet ya da öğrenme adı altında yaparlar)

  • Bahaneler üretmek ya da sadece kendi tarafından olayları yorumlayarak suçlamak

  • Dışarıya karşı ‘’Kurban rolünü’’ oynamak

  • Mış gibi yaparak, umursamaz bir tavır (Dışarıdan agresyonlarını yönelttiği kişilere karşı umursamaz gözükseler de, içten içe gizli bir merak duygusu ile hareket ederler)

  • Eleştiri niteliğinde iltifatlar (Backhanded Compliments)

  • Sohbet içerisinde her konuyu agresyonunu yönelttiği kişiye karşı eleştirel kullanmak


Pasif Saldırganlığın Altında Yatan Nedenleri ve Psikodinamiği


Olabildiği kadar bu konuyu kısa ve anlaşılır ifade etmeye gayret göstereceğim. Bunun nedeni iki kutuplu bir defans mekanizması olması öfke ile korku arasında oluşan. Kutbun bir tarafında öfke var. Çünkü davranışını gösterdiği kişiye karşı açıkça öfkesini göstermesi demek belki de kaybedeceği, karşı tarafın onu yutabileceği, bastırabileceği ya da haksız duruma düşebileceği ihtimaline dayanamayacağından hep kazanan ve haklı taraf olabilmek adına pasif bir şekilde kalıyor, bu şekilde kendisini tüm güçlü hissediyor.


Aslında pasif agresif davranışlara maruz kalan kişiler, bu bireyin kişilik gelişiminin olduğu süreçte ebeveyni ile aksayan bir yere dokundu; reddedildiği, görülmediği, kapsanmadığı, istenmediğini hissettiriyor tekrardan, pasif agresörün bilinçdışında onu kapsayamayan ebeveyni olarak, nedenini anlamadıkları şekilde saldırıya maruz kalıyorlar. Bu yüzden tekrardan oraya dokunan her şeyi ve herkesi devalüe eden pasif agresör, öfkesi ile benliğini tehdit eden bu bilinçdışı çatışmaları püskürterek benliğini korumaya aslında bu bastırılan bilinçdışı öfkenin asıl sahibi olan ebeveyninin yansımasına saldırıyor. Fakat burada aslen aynı kendi bakım vereni ile özdeşleşim kurarak annesi gibi olmaya da başlıyor; saldıran, parçalayan ya da onu görmeyen rolüne bürünüyor.


Bu saldırma ise korkuyu da beraberinde getiriyor. Korkuyor çünkü bu saldıran pozisyonunda kendisini tüm güçlü hissettiği bir yer bebeğin ve büyüdüğünde yetişkinin. Bebekken de tüm güçlü olmadığını anlamaya başladığı, annesinin onu kapsayamaması ile muhtaç olduğunu hissetmeye başlayan bebek bakım verenine cinai bir öfke duyarak hem annesinin memesini, bedenini parçalamak istiyor ama aynı zamanda ona hayatta kalmak için ihtiyacı olduğu ve eğer bu öfkeyi bakım vereni fark eder ve terk ederse, bebekte terk depresyonundan çıkamayacağı için bunu açıkça yapmaktan da korkuyor. Bu nedenle gelişimsel bu dönemde akşamlara olan kişiler, hayatları boyunca ilk ilişki kurdukları bakım vereni ile olan ilişkilerini hayatta bir ego savunma mekanizması olarak diğer tüm dış dünya ile ilişkisinde de kullanıyor.


Freud, agresyonun bir dürtü olmadığını, dışsal tehditlerin karşısısında benliğin içsel uyaranlarla agresyon ile kendisini korumaya çalıştığından bahsederken; psikanalist Otto Kernberg ise, pasif agresif davranış örüntüleri gösteren kişilerle yaptığı terapilerde, her biri pasif saldırgan davranışın çocuklukta hiyerarşik ilişkilerde nasıl yol alınacağını öğrenmedeki aksamadan kaynaklandığını savunur. Bu bozulma, etkisiz bir kendini iddia etmeye ve dolayısıyla olumsuzluğun hakim olduğu duygu duruma ve bilişlere yol açtığını ortaya koymuştur.


Tedaviye Giden Yol: Psikoterapi


Başkalarında pasif agresif davranışı belirlemek genellikle daha kolay olsa da, aynısını kendimizde yapmak zor olabilir. Sahip olduğumuz tepkiler veya belirli durumlarda gösterdiğimiz tepkiler kişiliğimize yerleşmiş gibi his edebilir ve bu nedenle farkına dahi varılmayabilir. Pasif agresif davranış aslında bizimle ilgili bir durumdur, bir defans mekanizmasıdır ve bu duyguları anlamak psikoterapi ile mümkündür.


Bu kişiler yaptığı davranışların farkında olmadıklarından, duygularına da zaten erişemeyen kişilerdir. Genellikle çevrelerinde de yakın insani ilişki bu davranış biçimleri nedeniyle sabote etmeye ve yalnızlaşmaya başladıklarını hissettiklerinde, öfkelerini kontrol edemediklerinde, dışarıya yansıttıkları bu saldırganlığı kendi ruhsallıklarında ki çatışmalarla başa çıkamadıkları için kaygı (anksiyete) bozukluğu, depresyon, alkol madde kullanımı gibi şekiller de gösterdiklerinde psikoterapiye gelirler. Genellikle de bu savunma mekanizmasını takiben yansıtmalı özdeşleşim, bölme ve inkar kullanan Borderline ve Narsisistik Kişilik yapılanmalarına sahip bireylerde pasif agresif davranış sıklıkla görülmektedir.


Bu kişilerin, saldırgan duygularının altında yatan çekirdek duyguları bulmak ve bilinçdışında yatan temellerinin çözümlenmesi psikoterapi de önemlidir. Bununla birlikte, kendi pasif agresif eğilimlerimizi belirleyerek, kendi içimizde daha duygusal bant genişliği yaratabiliriz. Tanımlama ve anlama yoluyla, ilk bakışta kişiliğimizin demirbaşları gibi görünmüş olabilecek agresif davranışları ve duyguları dönüşebilecektir.


Not: Pasif Agresyon, DSM-IV ile birlikte bir kişilik bozukluğu kategorisinden çıkartılmış bir davranış türü olarak ele alınmaktadır.


Uzman Klinik Psikolog & Psikoterapist

Ceren TATAR




162 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Randevu İçin (7/24): 0 (216) 599 04 69

E-mail: info@cerentatar.com

Adres: Zühtüpaşa, Archerson Köşkü, Şefik Bey Sok. No: 3 - 34724 Kadıköy / İstanbul

Pazartesi - Cuma: 10.00 - 20.00

Cumartesi: 09.00 - 18.00

*Pandemi tedbirleri kapsamında uygulanan yasaklardan dolayı çalışma saatleri değişkenlik gösterebilmektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.

  • Instagram
  • YouTube
Bize Ulaşın

© 2021 by Uzman Psikolog Ceren TATAR. Tüm hakları saklıdır. Verilerin kopyalanması halinde yasal işlem başlatılacaktır.