PSİKOZ NEDİR?

       Psikoz, bir hastalığın adı değil, bir ruh haline verilen isimdir. İnsanın gerçekle gerçek olmayanı ayıramadığı ve bu durumdan kaynaklanan konuşma ve idrak problemlerinin yaşandığı bir beyin hastalığı olarak belirtilmiştir.

  

       Psikozun oluşumunda tek bir faktörden söz edilemez; genetik faktörler, olumsuz yaşam olayları, nörolojik sebepler, yetiştirilme biçimi, psikoaktif madde kullanımı, alkol kullanımı gibi birçok faktör psikoz oluşumunda önemli rol oynamaktadır.

      

       Psikotik atak geçiren hastalarda algı bozulmaları yaşanır. Bu bozulmalar hastada kendini çevrede yaşanılan sorunları üstüne almasıyla, onlara anlamlar yüklemesiyle, ona tuzak kurulduğunu düşünmesiyle gösterir. Aynı zamanda yaşanan herhangi bir olayın ya da olayların kendileriyle bağlantılı olduğunu savunurlar. Kendilerinin özel insanlar olarak seçildiğini, başka insanların duymadığı sesleri duyduklarını, görmediklerini gördüklerini iddia ederek üstün özelliklere sahip olduklarını savunurlar.

 

      Psikotik atak yaşayan bireylerin düşüncelerinin yanlış olduğu onlara en doğru biçimde anlatılsa da, bireyler bunu kabul etmek istemezler ve kendi düşüncelerinde diretirler. Çünkü psikotik atak sırasında ya da akut durumda hastalarda iç görü farkındalığı gelişmemiştir.

ŞİZOFRENİ NEDİR?

            Şizofreni çeşitli ağır belirtileri olan ve işlevsellik kaybının en fazla olduğu hastalıktır.

         Şizofreni kısmen ailesel geçiş gösteren bir bozukluktur, anne ya da babadan doğrudan çocuğa geçişi söz konusu değildir. Genetik yük dışında olumsuz hayat deneyimleri birleşince ortaya çıkan bir bozukluktur. Kişinin çocukluğu, yetiştirme biçimleri, yaşadığı sosyal çevre vb. durumları da hastalığın meydana gelmesinde önemli özelliklerdir.  

 

         Şizofreninin başlangıcı 2 şekilde olur;

         İlki akut denilen alevli, gürültülü başlangıçtır. Bu başlangıçta sanrılar, varsanılar, fiziksel davranış değişiklikleri ya da bozuklukları olabilir. Bu bireylerin davranışlarında psikoz olmayan bir insana göre oldukça farklılıklar vardır. Gülünmeyecek şeylere gülme ya da ani hareketlerde bulunma gibi davranışlara rastlanır. Konuşmaları arasında dağınıklık, kelimeler arasındaki bütünlüğün kaybı ve başı sonu belli olmayan anlamsız cümleler görülebilir.

 

         Şizofreni hastalarında bilişsel olarak da bozulmalar görülür. Bu bozulmaların başında soyut düşünme yetilerinin kaybolması gelir, soyut düşünmenin yerini somut düşünceler alır. Beraberinde algı bozulmalarına da rastlanır, hastalar bazı görüntüler gördüklerini iddia edebilir, ya da bazı sesler duyduklarını söyleyebilirler. Sesler genelde bir bütün içinde ya da parça parça anlamsız olarak da duyulabilir. Hasta bu seslerle konuşabilir ya da seslerin ona emir verdiğini belirtebilir, çünkü şizofreni hastalarında en sık işitsel varsanı görülür.

         İkinci başlangıç şekli sinsi başlamasıdır. Sinsi başlangıçta hastanın hayatında geriye dönüp baktığımızda fark edilecek belirtiler görülür. Örneğin, odaya gidip tek başına yemek yeme, insanlarla ilişkilerin azalması, akademik başarının düşmesi, konuşmama ve kuşkuculuk gibi belirtiler görülebilir.

Şizofreni Türleri

Paranoid Tip: Halüsinasyon ve hezeyanlar vardır. Davranış ve konuşma içeriğinde bozukluk yoktur.

Dezorganize Tip: Dağınık davranış,düşünce ve konuşmaların olduğu. Donuk ve sığ bir duygulanımları vardır.

Katatonik Tip: Bu kişiler balmumu esnekliğinde vücutları tek bir postur de donar ve kalır.

Rezidüel Tip: Belirgin bir dağınık düşünce konuşma içeriği yoktur, eskiden belki olabilir ancak bu belirtiler şuan daha silikleşmiştir.

Ayrışmamış Tip: Şizofreni tanısı almış ancak üstteki diğer hiçbir kategorinin gerekliliklerini tam karşılayamayan gruptur.

ŞİZOAFFEKTİF BOZUKLUK NEDİR?

 

           Şizoaffektif bozukluk tek başına bir hastalık olarak tanımlanmamıştır. Bu yüzden şizoaffektif bozukluğun tek bir hastalık mı, yoksa şizofreni ve diğer duygu durum bozukluk sınıfına girip girmediği tartışmalıdır. Genel olarak hem şizofreni, hem de iki uçlu bozukluk belirtilerini taşıyan bir hastalık olarak kabul edilmiştir.

 

      Şizoaffektif bozukluk tanısı konabilmesi için hastanın aralıksız bir hastalık dönemi yaşanması beklenir. Bu hastalık döneminde şizofreni tanı ölçütlerini eş zamanlı olarak karşılaması beklenir. Ek olarak duygu durum belirtilerinin olmaması, sanrı ya da varsanıların olması beklenir. Hastalığın kesintisiz olarak yaşanması tanı koydurucu en önemli özelliktir.

 

       Şizoaffektif bozukluğun belirtilerine bakıldığında şizofrenideki pozitif belirtilerle birlikte iki uçlu bozuklukta görülen depresyon ve mani dönemlerinin de görülmesi beklenir. Hasta psikotik özellikler gösterirken mani veya depresyon döneminde olabilir; iki dönemin de bulgularını gösterebilir. Örneğin, 20 hasta kendisinin takip edildiğini söylerken, aynı zamanda depresif belirtiler gösterebilir; aynı zamanda hiç uyumayıp kendini çok enerjik hissedebilir ya da aşırı para harcama gibi manik davranışlarda bulunabilir.

HEZEYANLI BOZUKLUK NEDİR?

 

           Hezeyan, en kısa tanımıyla mantıklı düşünceyle değiştirilemeyen yanlış inançlardır. Diğer psikotik hastalıklardan farklı kişilerin hezeyanı olan düşünce dışında dışarıdan hiçbir şekilde anlaşılamazlar. Hayatlarındaki bütün alanlarda hezeyanı dışı bozulma yoktur. Sanrısal bozukluğun nedeni bilinmemekle beraber, yaygın kanaat şizofreniden ve duygudurum bozukluğundan çok daha nadirdir, şizofreniden geç başlar ve duygudurum bozukluğuna göre kadınlarda görülme oranı çok daha azdır.

           Alt tiplerin dağılımına bakıldığında, kötülük görme tipi (persekütuar) %70.9, karışık tip %14, kıskançlık tipi %8.1, somatik tip % 2.3, erotomanik tip %1.2, grandiyöz tip %1.2 oranında saptanmıştır.

PSİKOTİK BOZUKLUKLARIN TEDAVİSİ

          Psikotik bozuklukların tedavileri biyokimyasal (psikofarmakoterapi), psikososyal ve fiziksel tedaviler olarak üç gruba ayırabiliriz. Ancak hastalığın her döneminde uygulanan tedavi aynı değildir. Akut ataklarda öncelikli tedavi hedefi hastanın en belirgin belirtilerini yatıştırmaktır.

          Şizofreni de, iyileşmenin en yüksek olduğu pozitif belirtiler denilen halüsinasyon ve hezeyanların olduğu şizofreni türleridir. Çünkü antipsikotik ilaç tedavisi ile kişinin pozitif belirtiler ortadan kalkar ancak düşünce içeriğinde problem olan şizofreni türlerinde ise ilaç pek işe yaramamaktadır.

          Tüm psikotik bozuklarda öncelikli tedavi ilaç tedavisidir. Asla tedavi yarım bırakılmamalı, bu kişiler hastalığına göre yaşamalıdır. Psikoterapi ile kişinin tedavisi desteklenmelidir. Bu kişilerin yıkıcı ataklarından sonra sosyal hayata katılım, düşüncelerin çözümlenmesi ve sorgulanması için terapi gereklidir.

          Hastalıktan dolayı oluşan sosyal izolasyon, çevreyle yaşanan uyumsuzluk, aile ve arkadaşlardan uzaklaşma, günlük sorunlarla baş edememe, ilaç uyumu, hastalıkla ilgili iç görü kazanma gibi konular psikoterapinin ele aldığı konulardır. Hastanın tekrar sosyal hayata karışması, yapabileceği düzeyde işlevsellik kazandırılması, çalışabilecek düzeyde ise tekrar iş hayatına katılması, ilaç kullanımının önemi ve kullanımına teşvik edilmesi psikoterapinin amaçlarından birkaçıdır.

          Psikoterapilerde psikososyal yaklaşımların hastaya öğretilmesi günlük yaşamı daha da kolaylaştıracaktır. Psikososyal yaklaşımların içinde sosyal beceri eğitimi, sosyal farkındalık, ruhsal eğitim, rehabilitasyon çalışmaları gibi etkinlikler yer alır. Hastanın yalnız olmadığının kavratılması, başka insanların da aynı hastalığa yakalanabileceğini görmesi için grup psikoterapileri tedavinin bir parçası olabilir. Grup psikoterapileriyle hasta diğer hastalarla sosyalleşir, aynı zamanda sorun çözme becerisi de kazanır ve sorunlarına çözüm yolları arar.

          

Randevu İçin (7/24): 0 (216) 599 04 69

E-mail: info@cerentatar.com

Adres: Zühtüpaşa, Archerson Köşkü, Şefik Bey Sk. No: 3, 34724 Kadıköy/İstanbul

Pazartesi- Cuma: 10.00 - 20.00

Cumartesi: 09.00 - 18.00

  • Instagram
  • YouTube
Bize Ulaşın

© 2020 by Ceren TATAR. Tüm hakları saklıdır.