top of page

Cinsel OKB Tedavisi - Cinsel Takıntıdan Nasıl Kurtulunur?

Cinsel OKB yaşayan kişiler, çoğu zaman zihninden geçen düşünceler nedeniyle kendisinden korkmaya başlar. Zihne gelen cinsel veya cinsel kimlikle ilgili içerikli düşünceler; kişinin değerleriyle, ahlaki sınırlarıyla ve kimliğiyle tamamen çeliştiği için yoğun bir utanç ve suçluluk duygusu yaratır. Asıl zorlayıcı olan, bu düşüncelerin istenmeden gelmesi ve kişinin “Acaba bunları istiyor muyum?” sorusuyla baş başa kalmasıdır. Oysa bu deneyim, bir niyetin ya da arzunun değil; zihnin kontrol etmeye çalıştıkça sıkışan bir alanının göstergesidir.
Cinsel Obsesif Bozukluk insanı sinsice köşeye sıkıştırır. Takıntıların getirdiği kaygıların yanı sıra utanç ve suçluluk duygusuyla kişi kendi içine kapanır. Zihniniz içerisinde kendi kabuğuna çekilerek gelen cinsel obsesif düşünceleri çözmeye çalışır. Bu nedenle de yaşadığı takıntıların psikolojik kökenli bir hastalık olduğunu uzun bir süre bilemez.

Cinsel Obsesif Bozukluk Nedir?

Cinsel OKB, kişinin istemediği, korktuğu ve kendisine yabancı hissettiren cinsel düşüncelerin zihne tekrar tekrar gelmesiyle ortaya çıkan bir obsesif kompulsif bozukluk türüdür. Bu düşünceler genellikle kişinin ahlaki yapısıyla ve kimliğiyle çeliştiği için yoğun bir içsel çatışma yaratır.

Burada sorun, düşüncenin içeriği değil; düşüncenin kişinin zihninde kendi karakter ve kimliğini sarsarak kazandığı tehdit edici anlamdır. Cinsel takıntıların ağırlığı kişinin kendi arzusu, kimliği, ahlakı, karakteri ya da gerçek isteği gibi yorumlamasıdır. Bu nedenle kişi zihnine gelen düşünceyi anlamaya, çözmeye, bastırmaya, kontrol etmeye veya kendinden emin olmaya çalıştıkça döngü büyüyebilir.

Bu döngü, kişinin zihniyle giderek daha sert bir ilişki kurmasına neden olur. Genellikle cinsel takıntıların ilk tohumu kişinin yakınlarıyla ilgili (anne, kız kardeş, baba...) veya çocukken yaşadığı bir anıyı anımsaması sonucu başlar. Sıkça görülen penisine mi baktım, kadının göğsüne baktım, eşcinsel miyim, ensestüel düşünceler geliyor sapık mıyım şeklindedir.

Cinsel takıntılar bir çok şekilde olabilir.  OKB, Eşcinsellik takıntısı, cinsel organa bakma takıntısı, anne ensestüel şüphe (ebeveyn,kardeş,akraba), çocuklara karşı şüphe cinsel obsesyonların en sık görülen şekilleridir.​ 

Yasaklanmış/sapkınlık şüphesi yaratan cinsel eylemler (Örneğin; Tecavüz eder miyim, sevdiğim kişiyi aldatır mıyım, birisine cinsel olarak saldırır mıyım, anneme/kardeşime sapıkça şeyler yapar mıyım vb.)

Çocuklar veya ensest ilişkiye ile ilgili (Örneğin, Pedofili miyim, çocukların cinsel bölgelerine mi baktım, kucağıma alınca birşey mi hissettim vb.)

Homoseksüel ilişki ile ilgili düşünceler (Örneğin,Lezbiyen miyim, Gay miyim, Karşı veya hemcinsimin cinsel organına bakma ve kontrol etme takıntısı)

Cinsel Obsesif Bozukluk Ne Değildir?

Cinsel OKB şunlar değildir:

  • Kişinin gerçekten yapmak istediği bir şeyin kanıtı değildir.

  • Kişinin kötü, ahlaksız ya da tehlikeli biri olduğunu göstermez.

  • Zihne gelen her düşüncenin gerçek arzu olduğu anlamına gelmez.

  • Cinsel yönelimle ilgili doğal keşif süreciyle aynı şey değildir.

  • Kişinin karakterini yalnızca düşünce içeriği üzerinden tanımlamaz.

  • Düşünce geldiği için kişinin mutlaka eyleme geçeceği anlamına gelmez.

 

Uzman Klinik Psikolog & Psikoterapist Ceren Tatar Cinsel OKB hastalığı olan danışanlarını dinlerken hep şunun farkındadır:​

Cinsel takıntılar kişinin kim olduğu ile ilgili değil, kim olmak istemediğiyle ilgili olduğu için bu kadar korkutucudur.

 

Cinsel OKB yaşayan kişiler genellikle:


   •    sınırları güçlü
   •    değerlerine önem veren
   •    başkalarına zarar verme ihtimaline karşı aşırı hassas bireylerdir. Yani zihne gelen düşünce, kişinin yapısına yabancıdır.
 

Cinsel Takıntılarda Neden Maruz Kalma Terapisi İşe Yaramaz?

Cinsel OKB yaşayan birçok kişi daha önce şunları duymuştur:
   •    “Üzerine git, geçer.”
   •    “Maruz kalırsan alışırsın.”
   •    “Düşünmemeye çalış.”
   •    “Kendini oyalayacak bir şeyler bul.”

Bu öneriler iyi niyetlidir; ancak çoğu zaman kişide şu duyguyu bırakır:

“Kimse benim yaşadığım şeyi gerçekten anlamıyor.”

Çünkü bu yaklaşımlar cinsel obsesyonlarda, zihnin neden bu noktaya geldiğini sormaz. Sadece belirtileri bastırmaya çalışır. Oysa cinsel OKB yaşayan kişi zaten zihniyle sürekli mücadele halindedir. Bu mücadeleye bir de “doğru yapamazsam iyileşemem” baskısı eklendiğinde, yalnızlık ve utanç daha da derinleşir.

Cinsel OKB Kendiliğinden İyileşir Mi?

Cinsel OKB bazı dönemlerde azalabilir, bazı dönemlerde artabilir. Kişi bir süre daha az düşünce yaşadığını, daha az kontrol ettiğini veya daha rahat olduğunu hissedebilir. Ancak altta yatan suçluluk, utanç, kontrol ihtiyacı, kendinden korkma ve düşünceye aşırı anlam yükleme döngüsü çalışılmadığında cinsel takıntılar ya bir süre sonra tekrardan artar ya da farklı bir okb türü ile kişinin hayatını tekrar ele geçirir.

Diğer bir ihtimal Cinsel OKB’de düşüncenin içeriği değişebilir. Bir dönem cinsel yönelimle ilgili şüpheler öne çıkarken, başka bir dönem ahlaki olarak korkutucu başka bir düşünce biçimi gelebilir. Bu nedenle yalnızca düşüncenin konusunu çözmeye çalışmak çoğu zaman yeterli olmaz.
 

Cinsel OKB Nasıl Hissettirir?

Cinsel OKB yaşayan kişi için zihne gelen düşünce çoğu zaman bir düşünce gibi değil, bir tehdit gibi hissedilir. Kişi o anda yalnızca “aklıma bir şey geldi” demez; “Bu düşünce benim hakkımda korkunç bir şey söylüyor olabilir” diye düşünür.

Bu nedenle cinsel OKB çoğu zaman yoğun bir iç sorguya dönüşür:

“Bunu neden düşündüm?”
“Ya bu benim gerçek isteğimse?”
“Ya ben kötü biriysem?”
“Ya bu düşünceden hoşlandıysam?”
“Ya kendimi kandırıyorsam?”
“Ya bir gün kontrolümü kaybedersem?”

Bu sorgu kişiyi çok yorar. Kişi zihnine gelen düşünceleri durdurmaya çalışır ama durdurmaya çalıştıkça düşünceler daha çok önem kazanır. Her gelen düşünceyi analiz eder, bedenini kontrol eder, geçmişteki anıları tarar, internette araştırma yapar veya birinden güvence almak ister.

Bir süre rahatlar. Sonra zihin yeni bir soru üretir.

Cinsel OKB Belirtileri Nelerdir?

Cinsel OKB’de sık görülen belirtiler şunlardır:

* İstenmeyen cinsel içerikli düşünceler, imgeler veya şüpheler
* Bu düşüncelerden yoğun rahatsızlık ve korku duyma
* “Bu düşünce gerçek isteğim mi?” diye sürekli sorgulama
* Kendini kötü, sapkın, tehlikeli veya ahlaksız biri gibi hissetme korkusu
* Beden tepkilerini sürekli kontrol etme
* Geçmiş anıları tekrar tekrar tarama
* İnternette sürekli araştırma yapma
* Güvence alma ihtiyacı
* Zihinden düşünceyi kovmaya çalışma
* Cinsel içerikli uyaranlardan, kişilerden veya ortamlardan kaçınma
* Partnerle, aileyle veya sosyal çevreyle ilişkide uzaklaşma
* Suçluluk, utanç ve kendinden tiksinme duyguları
* “Ya kontrolümü kaybedersem?” korkusu
* Düşünce gelmesin diye kendini sürekli izleme

Cinsel OKB’de En Büyük Korku Nedir?

Cinsel OKB’de en büyük korku bu düşünce benim gerçek isteğimse? düşüncesidir. Kişi zihnine gelen düşünceden dehşete düşer. Sonra bu düşünceyi yok etmeye çalışır. Yok edemedikçe daha çok korkar. Daha çok korktukça düşünceyi daha önemli görür. Böylece zihin bir çıkmaza girer.

Cinsel OKB’de kişi çoğu zaman kendi iç dünyasına güvenini kaybeder. Kendi tepkilerini, bedenini, geçmişini, hislerini, hayallerini ve düşüncelerini sürekli incelemeye başlar. Bir anlık bedensel tepkiyi, bir kelimeyi, bir rüyayı, bir anıyı veya istemsiz bir görüntüyü kanıt gibi yorumlayabilir.

Bu durum kişinin kendisiyle ilişkisini çok yorucu hale getirir. Kişi artık yalnızca düşünceden değil, kendinden de korkmaya başlar.

Cinsel Obsesyonlardan Kurtulmak Mümkün Mü?

Evet. Cinsel OKB'den kurtulmak ancak düşüncelerle tek başınıza savaşarak değil; onları ortaya çıkaran içsel dinamikleri OKB alanında uzman bir psikanalitik psikoterapist ile anlayarak mümkündür. Terapi süreci, kişinin şunu deneyimlemesine alan açar:

“Ben düşündüğüm şeylerden ibaret değilim.”
“Zihnimde olanla, ben olmak zorunda değil.”
“Bu yükü tek başıma taşımak zorunda değilim.”

 

Bu deneyim, zamanla obsesyonun merkezini çözer ve düşünceler etkisini kaybetmeye başlar.

 

Cinsel OKB'den kurtulanlar bilir ki; ilaç tedavisi ya da kendisini rahatlatacak şeyler psikolojik olarak anlık rahatlama sağlar. OKB'yi kendim yendim diyen kişiler ise bir süre sonra takıntılarının tekrarladığını ya da şekil değiştirdiğini görür. OKB'nin üstesinden gelmenin yolu psikanalitik psikoterapidir. Akla gelen cinsel vesveseler aslında sizin kişiliğinizle ilgili değil psikolojik bir hastalığın sonucudur. Bu nedenle de psikoterapiye başvurmaktan çekinen kişiler cinsel vesvese nasıl geçer diye düşünürken hastalığın daha da pençesine düşer.

Her psikolog ve psikoterapistin çalışma sistemi de farklıdır. OKB tedavisi görürürken EMDR, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Şema Terapi, Maruz Bırakma (Exposure) Terapi alan kişiler bilir ki, takıntıların geçtiğini ve iyileştiklerini terapi sürecinde düşünseler de aslında bu terapi sistemleri OKB tedavisinde kısıtlı bir fayda sağlamakta ve belirli bir süreden sonra ya hastalık tekrarlamakta ya da hiç geçmemektedir.

Cinsel OKB Nasıl Geçer?

Cinsel OKB’den kurtulma sürecinde ilk adım, psikanalitik psikoterapi ile düşüncenin kendisini değil, düşünceyle kurulan ilişkiyi anlamaktır. Kişi zihninden geçen düşünceyi kendi arzusu, kimliği, ahlakı ya da karakteri gibi neden yorumladığı terapide anlaşılır.

Uzman Klinik Psikolog & Psikoterapist Ceren Tatar, cinsel takıntıyı geçirdiği danışanlarını terapide dinlerken duyduklarını hep şu sorular etrafında anlamaya çalışır:

* Düşüncenin neden bu kadar tehdit edici hale geldiği
* Kişinin düşünceyi kendi kimliğiyle neden bir tuttuğu
* Suçluluk ve utanç duygusunun nereden beslendiği
* Kontrol etme, araştırma ve güvence alma döngüsü
* Bedensel tepkileri test etme ihtiyacı
* Geçmişi tekrar tekrar tarama davranışı
* Kişinin kendinden korkma hali
* Düşünceyi bastırma çabasının döngüyü nasıl büyüttüğü
* Cinsellik, ahlak, yasak, suçluluk ve arzu arasındaki içsel çatışmalar

Cinsel Takıntı tedavisi için başvuran danışanlarımın terapilerinde bir süre sonra takıntılar tamamen geçmekte ve terapide takıntı hastalığına neden olan kök nedenler çözülebilmektedir.

Cinsel OKB'den Kurtulanlar Ne Yaşar?

“Cinsel OKB’den kurtulanlar” terapi sürecinde iyileşmeyi, zihne hiçbir rahatsız edici düşüncenin gelmemesi değil; kendisini artık suçlu, kötü birisi gibi hissetmediğini fark etmesiyle başlar. İyileşme, düşünce geldiğinde onu kendi kimliğinin, karakterinin ya da gerçek arzusunun kanıtı gibi yaşamamaya başlamaktır.

Kişi zamanla şunları fark edebilir:

* Her düşünce bir istek değildir.
* Zihne gelen rahatsız edici içerik kişinin kimliğini tanımlamaz.
* Düşünceyle savaşmak düşünceyi büyütebilir.
* Güvence aramak kısa süreli rahatlatır ama döngüyü sürdürebilir.
* Bedeni sürekli kontrol etmek kaygıyı artırabilir.
* Suçluluk ve utanç, düşünceyi olduğundan daha tehlikeli gösterebilir.
* Düşüncenin içeriği kadar, kişinin bu düşünceye verdiği anlam önemlidir.

Cinsel OKB’den kurtulan kişilerde değişen şey düşüncenin kişi üzerindeki gücünün azalmasıdır. Düşünce geldiğinde kişi artık “Bu benim kim olduğumu kanıtlıyor” yerine “Bu zihnimden geçen rahatsız edici bir düşünce ve bunu anlamaya çalışabilirim” diyebilecek bir yere yaklaşır.

Cinsel Takıntılar İçin Terapiye Ne Zaman Başvurmalı?

Cinsel OKB belirtileri kişinin günlük yaşamını, ilişkilerini, cinselliğini, işini, okulunu, ibadetini, sosyal hayatını veya kendilik algısını etkiliyorsa psikolojik destek almak önemlidir.

Cinsel OKB çok yoğun utanç yaratan bir konu olduğu için kişi bunu anlatmaktan çekinebilir. Ancak psikoterapi, bu düşüncelerin yargılanmadan, anlamlandırılarak ve kişinin iç dünyasıyla bağlantısı kurularak çalışılabileceği bir alandır.

bottom of page