top of page
yas terapisi

Yas Terapisi ve Kayıp Sonrası Psikolog Desteği

Yas, sevilen birinin ölümü veya kişinin hayatında anlam taşıyan önemli bir kaybın ardından ortaya çıkan doğal ve kişiye özgü bir süreçtir. Üzüntü kadar özlem, öfke, suçluluk, boşluk, uyuşma, rahatlama veya hiçbir şey hissedememe de yasın içinde yer alabilir. Bu tepkilerin varlığı tek başına ruhsal bir bozukluk olduğu anlamına gelmez.

Kısa cevap: Yas terapisi kaybedilen kişiyi unutturmayı veya acıyı hızla ortadan kaldırmayı amaçlamaz. Psikoterapi; kaybın kişi için taşıdığı anlamı, geride kalan karmaşık duyguları ve değişen yaşamı konuşulabilir hale getirir. Amaç kaybı inkâr etmek değil, kaybedilenle kurulan bağı kişinin iç dünyasında farklı bir biçimde sürdürebilirken yaşama yeniden katılabilmesine destek olmaktır.

Her yas aynı biçimde ilerlemez. Kaybın ani veya travmatik olması, kaybedilen kişiyle ilişkinin niteliği, daha önce yaşanan kayıplar, kişinin ruhsal geçmişi, sosyal desteği ve kültürel ya da inançsal anlamlandırmaları süreci etkileyebilir. Bu nedenle “Doğru yas böyle tutulur” şeklinde tek bir yol tarif etmek mümkün değildir.

Yas Nedir? Kayıp Sonrasında Neler Yaşanabilir?

Yas yalnızca bir duygu değil; bedeni, düşünceleri, ilişkileri ve gündelik yaşamı etkileyebilen bir uyum sürecidir. Tepkiler gün içinde dalgalanabilir; kişi bir an gündelik işlerine dönebilirken beklenmedik bir hatırlatıcıyla yeniden yoğun bir acı yaşayabilir. Yas sırasında görülebilen tepkiler arasında şunlar bulunabilir:

  • Yoğun özlem, üzüntü, ağlama veya duygusal uyuşma

  • Öfke, suçluluk, pişmanlık ve “Keşke” düşünceleri

  • Kaybın gerçek olmadığı hissi veya olanları kavramakta güçlük

  • Uyku, iştah, enerji ve dikkat değişiklikleri

  • Kaybedileni hatırlatan yerlerden kaçınma ya da hatıralara sıkıca tutunma

  • Yalnızlık, boşluk, anlamsızlık ve geleceği kurmakta zorlanma

  • Bedensel sıkışma, göğüste ağırlık veya boğazda düğümlenme hissi

 

Bu belirtilerin şiddeti ve süresi kişiden kişiye değişir. Tek bir belirtiye bakılarak yasın “normal” veya “patolojik” olduğuna karar verilemez; yaşanan sıkıntının gündelik işlevlere etkisi ve kişinin kendi bağlamı birlikte değerlendirilir.

Kayıp yalnızca ölüm anlamına gelmez

Bir ilişkinin bitmesi, boşanma, gebelik kaybı, evcil hayvan kaybı, ciddi hastalık, bedensel işlev kaybı, iş veya statü kaybı, emeklilik, göç ve yaşanan yere geri dönememe de yas tepkileri doğurabilir. Bazen kişi başkalarının “bunun için yas tutulur mu?” diye küçümsediği bir kayıp nedeniyle yalnızlaşır. Kaybın dışarıdan nasıl göründüğünden çok, kişi için hangi bağı ve geleceği temsil ettiği önemlidir.

Yasın Beş Evresi Herkeste Aynı mı?

İnkar, öfke, pazarlık, çökkünlük ve kabullenme olarak bilinen beş evre modeli yas hakkında konuşmayı kolaylaştırabilir; ancak herkes bu deneyimlerin tamamını yaşamaz ve bunlar zorunlu bir sırayla ilerlemez. Kişi bazı günler kaybı kabul etmiş gibi hissedebilir, başka bir gün yeniden öfke veya inkâr yaşayabilir. Bu geri dönüşler sürecin başarısız olduğu anlamına gelmez.

Kabullenme de kaybı onaylamak, sevmeyi bırakmak veya artık üzülmemek değildir. Daha çok kaybın geri döndürülemez gerçekliğinin kişinin yaşam öyküsünde bir yer bulmaya başlamasıdır. Yasın doğrusal olmayan yapısını bilmek, “Hâlâ neden böyle hissediyorum?” biçimindeki öz eleştiriyi azaltabilir.

Yas Süreci Ne Kadar Sürer?

Yasın herkes için geçerli kesin bir bitiş süresi yoktur. İlk günler ve haftalarda tepkiler daha yoğun olabilir; fakat yıldönümleri, özel günler, kokular, mekânlar veya yaşam değişiklikleri kaybı aylar ve yıllar sonra yeniden canlandırabilir. Zaman geçmesi, kaybedilen kişinin artık özlenmeyeceği anlamına gelmez.

Süre tek başına sorun göstergesi değildir. Daha önemli olan; acının yoğunluğunda zaman içinde bir hareket olup olmadığı, kişinin temel ihtiyaçlarını karşılayıp karşılayamadığı, yaşamıyla yeniden bağ kurup kuramadığı ve belirtilerin iş, okul, bakım sorumlulukları ya da ilişkiler üzerindeki etkisidir.

Doğal Yas ile Uzamış Yas Bozukluğu Nasıl Ayrılır?

Yoğun yasın uzun sürmesi tek başına tanı koydurmaz. Uzamış yas bozukluğunda kaybedilen kişiye yönelik çok yoğun özlem veya ölümle sürekli zihinsel meşguliyet, belirgin işlev kaybıyla birlikte kalıcı hale gelir. Kişi kaybın gerçekliğini kabullenmekte, geleceğe yönelmekte veya gündelik yaşama yeniden katılmakta ciddi güçlük yaşayabilir.

İnternette bazen altı ay, bazen on iki ay gibi farklı süreler görülmesinin nedeni kullanılan tanı sınıflandırmalarının aynı olmamasıdır. DSM-5-TR yetişkinlerde ölümün üzerinden en az on iki ay, çocuk ve ergenlerde en az altı ay geçmiş olmasını ölçütlerden biri olarak ele alır. Ancak süre hiçbir zaman tek başına yeterli değildir; belirtilerin şiddeti, işlev kaybı ve kültürel bağlam uzman değerlendirmesinde birlikte düşünülür. Değerlendirmede dikkat edilen işaretler şunlar olabilir:

  • Kaybedilene yönelik çok yoğun ve sürekli özlem

  • Ölüm veya kaybedilen kişiyle zihnin büyük bölümünün meşgul olması

  • Kaybın gerçekliğine ilişkin belirgin inkâr ya da donmuşluk

  • Kaybı hatırlatan şeylerden katı biçimde kaçınma

  • Kendinden bir parçanın da öldüğü veya kimliğin kaybolduğu hissi

  • Yaşamın anlamsız olduğu, geleceğin kurulamayacağı düşüncesi

  • İş, bakım, sosyal yaşam ve temel günlük işlerde belirgin bozulma

Yas ile Depresyon Aynı Şey midir?

Yas ve depresyon bazı belirtileri paylaşabilir; ancak aynı deneyim değildir. Yasta duygular çoğu zaman dalgalar halinde gelir ve kayıp ile bağlantılıdır. Depresyonda çökkünlük, ilgi ve haz kaybı daha yaygın ve süreklilik gösteren bir hale gelebilir; değersizlik ve umutsuzluk kişinin kendiliğine daha genel biçimde yayılabilir.

Bununla birlikte yas ve depresyon aynı kişide birlikte bulunabilir. “Bu sadece yas” diyerek ağır depresif belirtileri görmezden gelmek de, doğal yas tepkilerini hemen hastalık olarak görmek de doğru değildir. Ayrım; belirtilerin niteliği, süresi, işlevlere etkisi ve risk değerlendirmesiyle yapılır.

Travmatik Yas ile TSSB Aynı Şey midir?

Ani, şiddet içeren, beklenmedik bir ölüm veya kişinin olaya tanık olması yasla birlikte travmatik belirtiler doğurabilir. Yasta özlem ve kaybedilenle kurulan bağ ön plandayken; travma sonrası stres belirtilerinde olayın yeniden yaşanması, kâbuslar, yoğun irkilme, tetikte olma ve travmayı hatırlatan uyaranlardan kaçınma daha belirgin olabilir.

Bu deneyimler birbirini dışlamaz. Travmatik yas, uzamış yas, depresyon ve kaygı belirtileri bir arada görülebilir. Psikoterapi planı yalnızca kaybın üzerinden geçen zamana değil, hangi belirtilerin kişiyi nasıl etkilediğine göre oluşturulmalıdır.

Yas Süreci Nasıl Atlatılır?

“Atlatmak” sözcüğü bazen acının tamamen bitmesi veya kaybedilenin geride bırakılması gerektiği duygusunu yaratabilir. Oysa yas çoğu zaman kaybı silmekten çok, onunla birlikte yaşayabilmenin yeni bir yolunu kurmaktır. Kişinin kendisini belirli bir zamanda iyi hissetmeye zorlamaması önemlidir.

Süreci destekleyebilecek bazı adımlar şunlardır:

  • Üzüntü, öfke, suçluluk ve özlem gibi çelişkili duygulara alan açmak

  • Güvenilen kişilerle konuşmak ve ihtiyaç olduğunda yalnız kalabilmek

  • Uyku, beslenme, ilaç kullanımı ve temel sağlık ihtiyaçlarını ihmal etmemek

  • Anma, cenaze ve vedalaşma ritüellerine kişisel ve kültürel anlamları ölçüsünde yer vermek

  • Acıyı bastırmak için alkol, madde, kumar veya kontrolsüz ilaç kullanımına yönelmemek

  • İlk dönemde geri dönüşü zor büyük kararları mümkünse aceleye getirmemek

  • Gündelik yaşama küçük ve gerçekçi adımlarla yeniden katılmak

 

Bu öneriler psikoterapinin veya kişisel değerlendirmenin yerine geçmez. Kişi kendisine iyi gelmeyen bir yöntemi yalnızca “yas böyle tutulur” denildiği için uygulamak zorunda değildir.

Yas Terapisi Nasıl İlerler?

Yas terapisinde ilk amaç kişiyi hızla kabullenmeye ikna etmek değildir. İlk görüşmelerde kaybın nasıl yaşandığı, kaybedilen kişiyle ilişkinin niteliği, güncel belirtiler, sosyal destekler ve güvenlik gereksinimleri değerlendirilir. Terapi sürecinin biçimi ve sıklığı kişinin ihtiyacına göre konuşulur.

Psikanalitik ve psikodinamik yönelimli psikoterapide kaybedilen kişinin yalnızca dış dünyadaki varlığı değil, kişinin iç dünyasında neyi temsil ettiği de ele alınır. Kaybın ardından ortaya çıkan sevgi, öfke, suçluluk, rahatlama, pişmanlık veya terk edilmişlik gibi birbiriyle çelişen duygular yargılanmadan konuşulabilir.

Psikoterapi kaybedilenle bağı koparmayı değil, bu bağın artık nasıl taşınabileceğini anlamayı destekler. Kişi kaybın kendisinde açtığı boşluğu, değişen rollerini ve geleceğe yeniden yatırım yapmanın neden suçluluk yaratabildiğini çalışabilir. Sürecin süresi önceden kesin olarak belirlenemez ve hiçbir psikoterapi sonucu garanti edilemez.

Yas Terapisti veya Psikolog Desteği Ne Zaman Düşünülmeli?

Psikolojik destek almak için yasın mutlaka belirli bir ayı doldurmasını beklemek gerekmez. Kişi kaybın ilk döneminde de yaşadıklarını taşıyamadığını hissediyorsa, çevresinde konuşabileceği kimse yoksa veya güvenli bir değerlendirmeye ihtiyaç duyuyorsa psikoloğa başvurabilir.

Özellikle şu durumlarda profesyonel değerlendirme önemlidir:

  • Temel günlük işleri, işi, okulu veya bakım sorumluluklarını sürdürememek

  • Yoğun özlem, suçluluk, öfke veya uyuşmanın uzun süre değişmeden kalması

  • Alkol, madde, kumar veya kontrolsüz ilaç kullanımının artması

  • Travmatik anılar, kâbuslar, panik veya sürekli tetikte olma hali

  • Ağır depresif belirtiler, belirgin umutsuzluk veya kendini ihmal

  • Kaybın ardından ilişkilerden bütünüyle çekilme ve yaşamla bağ kuramama

Acil destek notu: Kişinin kendine zarar verme veya yaşamına son verme düşüncesi varsa, güvenliği sağlanamıyorsa ya da gerçeklikle bağında belirgin bozulma görülüyorsa psikoterapi randevusunu beklemeden 112 Acil aranmalı veya en yakın acil servise başvurulmalıdır.

İstanbul Kadıköy'de Yas Terapisi ve Online Görüşme

Yas ve kayıp süreci için yüz yüze görüşmeler İstanbul Kadıköy'de, Bağdat Caddesi'ne yakın ofisimde yürütülmektedir. İstanbul dışında veya yurt dışında yaşayan ve Türkçe psikoterapi almak isteyen kişiler için, klinik uygunluk birlikte değerlendirildiğinde online psikoterapi seçeneği de bulunmaktadır.

Yas terapisti veya psikolog ararken uzmanın eğitimini, psikoterapi yaklaşımını, mahremiyet çerçevesini ve gerektiğinde psikiyatri ya da acil destek yönlendirmesi yapabilmesini değerlendirmek önemlidir. Mesleki eğitimim ve çalışma yaklaşımım hakkında biyografi sayfasından bilgi alabilirsiniz.

Yas ve kayıp süreci için ilk görüşme uygunluğunu değerlendirmek isterseniz randevu ve iletişim sayfasına ulaşabilirsiniz. İlk temas tanı veya sonuç garantisi değil, görüşme çerçevesi ve ihtiyacın birlikte değerlendirilmesi içindir.

Sıkça Sorulan Sorular

Bize Ulaşın

İletişim: 0 (216) 599 04 69

E-mail: info@cerentatar.com

Konum: Zühtüpaşa Mah. Şefik Bey Sokak No:3 Kadıköy/İstanbul, 34724

Pazartesi - Cuma: 09:00 - 17.00

Cumartesi: 09.00 - 13:00

© 2026 by Uzman Psikolog Ceren TATAR. Tüm hakları saklıdır. Verilerin kopyalanması halinde yasal işlem başlatılacaktır. 
bottom of page