top of page
Panik Atak Nedir?
Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi
Panik atak; çarpıntı, nefes darlığı, boğulacak gibi olma, baş dönmesi, titreme, terleme, uyuşma, kontrolü kaybetme korkusu, delirecek gibi hissetme veya ölecek gibi olma düşüncesiyle yaşanabilen yoğun bir kaygı atağıdır.
Panik atak sırasında kişi bedensel belirtileri çok şiddetli yaşayabilir ve "kalp krizi geçiriyorum", "nefes alamıyorum", "bayılacağım", "öleceğim" ya da "kontrolü kaybedeceğim" diye düşünebilir. Bu deneyim bedensel olarak çok gerçek hissedildiği için kişi sık sık hastaneye gidebilir, tahlil yaptırabilir ya da yeniden aynı şeyi yaşamaktan korkmaya başlayabilir.
Uzman Klinik Psikolog ve Psikoterapist Ceren Tatar, Kadıköy'de yüz yüze ve uygun durumlarda online olarak panik atak, panik bozukluk, bedensel kaygı belirtileri, ölüm korkusu, kalp krizi geçirme korkusu ve tekrar panik atak yaşama endişesi üzerine psikanalitik yönelimli psikoterapi çalışmaları yürütür.
Kısaca Panik Atak Nedir?
Panik atak, aniden başlayan ve kısa süre içinde yoğunlaşan şiddetli kaygı halidir. Atak sırasında beden alarm durumuna geçer; kalp hızlanabilir, nefes değişebilir, göğüste sıkışma olabilir, baş dönmesi, terleme, titreme, uyuşma veya gerçek dışılık hissi yaşanabilir.
Panik atak yaşayan kişi çoğunlukla belirtilerin tehlikeli olduğunu düşünür. Oysa panik atakta bedenin verdiği tepki çoğu zaman kaygı sisteminin aşırı çalışmasıyla ilişkilidir. Kişi bunu bilse bile, atak anında belirtiler çok korkutucu hissedilebilir.
Panik Atak ve Panik Bozukluk Arasındaki Fark Nedir?
Panik atak tek başına bir atak deneyimini ifade eder. Panik bozukluk ise tekrarlayan panik atakların ardından kişinin yeni bir atak geçirme korkusuyla yaşamını düzenlemeye başlaması, bazı yerlerden kaçması, sürekli bedenini kontrol etmesi veya güvence aramasıyla ilişkili bir tablodur.
Bir kişi hayatında bir kez panik atak geçirebilir ve bu durum panik bozukluk anlamına gelmeyebilir. Ancak kişi "ya yine olursa" korkusuyla dışarı çıkmaktan, yalnız kalmaktan, toplu taşımaya binmekten, spor yapmaktan, kalabalığa girmekten ya da uzak yerlere gitmekten kaçınmaya başlarsa panik döngüsü güçlenebilir.
Panik Atak Yaşayan Biri Ne Hisseder?
Panik atak yaşayan kişi çoğu zaman yalnızca kaygılı değil, aynı zamanda bedeniyle ilgili ciddi bir tehlike yaşadığını düşünür. Kalp atışlarını, nefesini, baş dönmesini, mide bulantısını veya uyuşmayı dikkatle takip etmeye başlayabilir.
Kalbim Çok Hızlı Atıyor, Kalp Krizi mi Geçiriyorum?
Panik atak sırasında kalbin çok hızlı atması, göğüste sıkışma, terleme ve bedenin alarm haline geçmesi kişiye kalp krizi geçiriyormuş gibi hissettirebilir. Bu his çok korkutucudur. Özellikle ilk kez yaşandığında kişinin tıbbi bir sorun olup olmadığını merak etmesi anlaşılırdır.
İlk kez yaşanan, çok şiddetli olan, göğüs ağrısı, bayılma, nefes darlığı, kalp-damar hastalığı öyküsü ya da kişiyi tıbben endişelendiren belirtiler varsa önce tıbbi değerlendirme almak önemlidir. Fiziksel bir neden dışlandıktan sonra kalp atışını sürekli izleme, bedensel belirtileri tehlike olarak yorumlama ve “ya bu kez gerçekten kalp kriziyse?” düşüncesi psikoterapi sürecinde ele alınabilir.
Nefes Alamıyorum, Boğulacak mıyım?
Panik atakta kişi nefesinin yetmediğini, boğazının düğümlendiğini, göğsünün daraldığını ya da boğulacakmış gibi olduğunu hissedebilir. O an nefes alamıyor gibi hissetmek, panik döngüsünü daha da artırabilir.
Kişi nefesini kontrol etmeye çalıştıkça bedensel belirtilere daha fazla odaklanabilir ve bu da korkuyu büyütebilir. Psikoterapide yalnızca nefesi düzenlemeye çalışmak değil; kişinin neden bedenini bu kadar tehlikede hissettiği, nefes alamama korkusunun hangi duygularla bağlantılı olduğu ve panik döngüsünün nasıl tekrarlandığı birlikte çalışılabilir.
Ölecek Gibi Oluyorum, Bu Panik Atak mı?
Panik atağın en korkutucu taraflarından biri ölüm korkusudur. Kişi o anda gerçekten öleceğine, kalbinin duracağına, nefes alamayacağına ya da bedeninin artık dayanamayacağına inanabilir. Bu korku mantıkla kolayca yatışmayabilir; çünkü beden o sırada gerçek bir tehlike varmış gibi alarm vermektedir.
Panik atağın kendisi genellikle yaşamı tehdit eden bir durum değildir. Ancak kişi bunu bilse bile atak sırasında aynı korkuyu yeniden yaşayabilir. Psikoterapide ölüm korkusunun yalnızca atak anında ortaya çıkan bir düşünce olup olmadığı değil; kişinin hayatında güven, kontrol, yalnızlık, çaresizlik ve bedenle kurduğu ilişki açısından neye karşılık geldiği de ele alınabilir.
Kontrolü Kaybedecek ya da Delirecek Gibi Hissediyorum
Panik atak sırasında kişi aklını kaybedeceğini, delireceğini, kendisine ya da çevresine zarar vereceğini, bağıracağını, kaçacağını ya da kontrolünü tamamen kaybedeceğini düşünebilir. Bu düşünceler kişinin kendisinden korkmasına yol açabilir.
Oysa panik atakta çoğu zaman kişi kontrolünü gerçekten kaybetmez; fakat kontrolü kaybedecekmiş gibi hissetmek başlı başına çok korkutucudur. Psikoterapide bu kontrol kaybı korkusunun kişinin hayatında nerelerde ortaya çıktığı, hangi duyguların kontrolden çıkacakmış gibi hissedildiği ve kişinin kendisini nasıl tutmaya çalıştığı birlikte anlaşılabilir.
Hastaneye Gidiyorum Ama Bir Şey Çıkmıyor
Panik atak yaşayan birçok kişi acile ya da doktora başvurduğunda tıbbi olarak belirgin bir sorun çıkmadığını duyabilir. Bu bir yandan rahatlatıcı olabilir; diğer yandan kişi “Ama ben bunu gerçekten hissettim, o zaman bana ne oluyor?” diye daha da yalnız ve çaresiz hissedebilir.
Tıbbi değerlendirmede belirgin bir fiziksel neden bulunmaması, yaşanan belirtilerin “uydurma” olduğu anlamına gelmez. Panik atakta beden gerçekten alarm verir. Psikoterapide kişinin bu bedensel alarmı nasıl yaşadığı, bedeninden gelen sinyalleri nasıl yorumladığı ve bu döngünün hangi ruhsal gerilimlerle bağlantılı olabileceği ele alınabilir.
Tekrar Panik Atak Geçireceğim Diye Korkuyorum
Panik atak geçiren kişi çoğu zaman atağın kendisi kadar, tekrar atak geçirme ihtimalinden de korkmaya başlar. “Ya yine olursa?”, “Ya bu kez yalnız olursam?”, “Ya dışarıdayken olursa?”, “Ya kimse bana yardım edemezse?” düşünceleri günlük yaşamı daraltabilir.
Bu beklenti kaygısı, panik bozukluk döngüsünün önemli bir parçasıdır. Kişi bazı yerlere gitmemeye, yalnız kalmamaya, yolculuk yapmamaya, spordan kaçınmaya ya da sürekli bedenini kontrol etmeye başlayabilir. Psikoterapide bu kaçınma döngüsü ve kişinin güvenlik arayışı birlikte çalışılabilir.
Panik Atak Kalp Krizi Gibi Hissedilir mi?
Panik atak sırasında çarpıntı, göğüs sıkışması, nefes darlığı, terleme, uyuşma ve ölüm korkusu yaşanabilir. Bu belirtiler kişiye kalp krizi geçiriyormuş gibi hissettirebilir. Bu nedenle özellikle ilk kez yaşanan, şiddetli ya da alışılmadık bedensel belirtilerde tıbbi değerlendirme almak önemlidir.
Tıbbi bir neden bulunmadığında ise panik atakta yaşanan bedensel belirtilerin kişi tarafından nasıl yorumlandığı önem kazanır. Bedenindeki bir duyumu "tehlike" ya da "ölüm" işareti gibi algılayan kişi daha çok korkabilir; korku arttıkça bedensel belirtiler de güçlenebilir.
Psikoterapi sürecinde panik atak ve kalp krizi korkusu döngüsünü, yalnızca bedeni sakinleştirme teknikleri üzerinden değil, kişinin bedensel duyumlara yüklediği anlamlar üzerinden de ele alınabilir.
Panik Atak Ne Kadar Sürer?
Panik atak çoğu zaman birkaç dakika içinde hızla yükselir ve zamanla azalır. Bazı kişilerde atak kısa sürede geçerken, bazı kişilerde bedensel alarm hali daha uzun sürebilir. Atak geçtikten sonra bile kişi bir süre yorgun, hassas, tedirgin ya da tekrar olacakmış gibi hissedebilir.
Panik atağın süresinden çok, kişinin o sırada yaşadığı korkunun anlamı önemlidir. Çünkü panik atak yaşayan kişi için birkaç dakika bile çok uzun ve dayanılmaz hissedilebilir. Psikoterapide yalnızca atağın ne kadar sürdüğü değil; atağın nasıl başladığı, kişinin bedensel belirtileri nasıl yorumladığı, hangi durumlarda tetiklendiği ve sonrasında nasıl bir beklenti kaygısı oluştuğu birlikte ele alınabilir.
Panik Atak Belirtileri Nelerdir?
Panik atak belirtileri bedensel, zihinsel ve duygusal düzeyde yaşanabilir. Kişi çoğu zaman belirtilerin çok hızlı yükseldiğini ve kontrol edilemez hale geldiğini hisseder.
Panik atakta sık görülebilen belirtiler şunlardır:
Çarpıntı ve Kalp Atışında Hızlanma
Kişi kalbinin çok hızlı attığını, göğsünün sıkıştığını ya da kalbinin duracakmış gibi olduğunu hissedebilir. Bu belirti panik atakta en korkutucu belirtilerden biridir çünkü kişi bunu kalp kriziyle karıştırabilir.
Nefes Darlığı ve Boğulma Hissi
Nefesin yetmemesi, boğazda düğümlenme, göğüste baskı ya da boğulacakmış gibi olma hissi görülebilir. Kişi nefesini kontrol etmeye çalıştıkça panik döngüsü daha da artabilir.
Baş Dönmesi, Bayılacak Gibi Olma
Panik atakta kişi başının döndüğünü, ayakta duramayacağını, düşeceğini ya da bayılacağını hissedebilir. Bu his çoğu zaman kişinin güvenli bir yere gitme ya da hemen yardım arama ihtiyacını artırır.
Terleme, Titreme ve Uyuşma
Terleme, titreme, ellerde-ayaklarda uyuşma, karıncalanma, sıcak basması ya da üşüme hissi yaşanabilir. Bu belirtiler bedenin yoğun alarm durumuna verdiği tepkilerle ilişkili olabilir.
Gerçeklikten Kopma ve Kendine Yabancılaşma
Kişi çevre gerçek değilmiş gibi, kendisini dışarıdan izliyormuş gibi ya da bedeninden kopmuş gibi hissedebilir. Bu belirti kişiye “deliriyor muyum?” korkusu yaşatabilir. Psikoterapide bu hissin kişide nasıl bir korku yarattığı ve hangi durumlarda ortaya çıktığı ele alınabilir.
Ölüm, Delirme ya da Kontrolü Kaybetme Korkusu
Panik atağın merkezinde çoğu zaman yoğun bir felaket beklentisi vardır. Kişi öleceğini, aklını kaybedeceğini, kendisini kontrol edemeyeceğini ya da başına geri dönüşü olmayan bir şey geleceğini düşünebilir.
Panik Atak Neden Olur?
Panik atak tek bir nedene indirgenemez. Biyolojik yatkınlık, stres, travmatik deneyimler, kayıplar, yoğun sorumluluklar, bastırılmış duygular, ilişkisel çatışmalar, bedensel belirtilere aşırı odaklanma ve güvenlik ihtiyacı panik atak döngüsünde rol oynayabilir.
Bazı kişilerde panik atak yoğun bir stres döneminden sonra başlar. Bazılarında ise görünürde her şey yolundayken ortaya çıkar. Bu durum kişiyi daha da şaşırtabilir: “Bir şey yokken neden panik atak geçiriyorum?” diye düşünebilir. Ancak ruhsal zorlanmalar her zaman kişinin farkında olduğu biçimde yaşanmaz. Bazen uzun süre taşınan kaygılar, öfke, çaresizlik, yalnızlık, kontrol etme ihtiyacı ya da bedensel alarm hali panik atak şeklinde ortaya çıkabilir.
Psikanalitik ve psikodinamik bakışta panik atak yalnızca bedensel bir belirti olarak değil; kişinin iç dünyasında taşımakta zorlandığı duygular, güvenlik ihtiyacı, kontrol kaybı korkusu, ayrılık ve yalnızlık endişesi, bastırılmış öfke ya da yoğun çaresizlik duygularıyla birlikte ele alınır.
Panik Atak Anında Ne Yapılabilir?
Panik atak anında kişi çoğu zaman hemen kurtulmak, belirtileri durdurmak ve bedenini kontrol altına almak ister. Bu çok anlaşılırdır. Ancak panik atağı zorlaştıran şeylerden biri, belirtilerle savaşmaya çalıştıkça kişinin bedenine daha fazla odaklanması ve korkunun büyümesidir. Panik Atak anında kişiye yardımcı olabilecek bazı adımlar şunlardır:
Bunun Bir Panik Atağı Olabileceğini Hatırlamak
Kişi daha önce tıbbi olarak değerlendirilmişse ve belirtilerin panik atakla ilişkili olduğu biliniyorsa, “Bu his çok korkutucu ama daha önce de geçti” diyebilmek atağın yarattığı felaket düşüncesini bir miktar azaltabilir.
Bedeni Zorla Kontrol Etmeye Çalışmamak
Kalp atışını sürekli kontrol etmek, nabız ölçmek, nefesi zorla düzene sokmaya çalışmak ya da belirtileri yok etmeye çalışmak bazen panik döngüsünü artırabilir. Bunun yerine bedende olup biteni fark etmek ve belirtilerin zamanla dalga gibi azalabileceğini hatırlamak yardımcı olabilir.
Güvenli Bir Yerde Kalmak
Kişi araba kullanıyorsa güvenli biçimde durmak, kalabalıkta ise daha sakin bir alana geçmek, ayakta durmak zor geliyorsa oturmak iyi olabilir. Amaç panikle hızlı kararlar vermek değil, bedene ve zihne zaman tanımaktır.
Dikkati Yalnızca Bedene Kilitlememek
Panik sırasında kişi bütün dikkatini kalbine, nefesine, baş dönmesine ya da uyuşmaya verebilir. Dikkati bulunduğu ortama, ayaklarının yere temasına, çevrede gördüğü nesnelere ya da duyduğu seslere yöneltmek bedensel belirtilere kilitlenmeyi azaltabilir.
Atak Geçtikten Sonra Döngüyü Anlamaya Çalışmak
Panik atak anında amaç yalnızca atağı bitirmek olabilir. Ancak kalıcı çalışma genellikle atak geçtikten sonra başlar. Atak hangi durumda geldi, kişi o sırada ne hissetti, ne düşündü, neyi tehlike olarak yorumladı, hangi duygudan kaçtı ya da neyi kontrol etmeye çalıştı? Bu sorular psikoterapi sürecinde panik döngüsünü anlamaya yardımcı olabilir.
Panik Atak Nasıl Geçer?
Panik atağın geçmesi yalnızca atağın o anda durması anlamına gelmez. Atak sırasında yaşanan çarpıntı, nefes darlığı, baş dönmesi ya da ölüm korkusu çoğu zaman birkaç dakika içinde azalır; ancak kişi bu belirtilerin yeniden geleceğinden korkmaya başladığında panik döngüsü devam edebilir.
Bu nedenle panik atakla çalışırken hem atak anında bedende olanı anlamak hem de atağı besleyen korku, kaçınma ve kontrol etme çabasını fark etmek önemlidir. Psikoterapi sürecinde kişi, bedensel duyumları felaketle yorumlama biçimini ve bu duyumların kendi iç dünyasında neyle bağlantılı olabileceğini daha yakından anlamaya başlar.
Panik ataktan kurtulmak çoğu zaman tek bir teknikle değil, kişinin kendi kaygı döngüsünü tanıması ve bu döngüyle daha farklı bir ilişki kurmasıyla mümkün hale gelir.
Panik Atak Tedavi Edilebilir mi?
Evet, panik atak ve panik bozukluk uygun destekle tedavi edilebilir ve hafifleyebilir. Tedavi süreci kişinin belirtilerinin şiddetine, atakların sıklığına, kaçınma davranışlarına, eşlik eden kaygı ya da depresif belirtilere, tıbbi durumuna ve psikoterapiden beklentisine göre değişir.
Bazı kişilerde psikoterapi süreci panik atakların daha anlaşılır hale gelmesine, bedensel belirtilerden duyulan korkunun azalmasına, kaçınma davranışlarının fark edilmesine ve kişinin kendisini daha güvende hissetmesine yardımcı olabilir. Bazı durumlarda ise psikiyatrik değerlendirme ve ilaç desteği de gerekebilir.
Panik atak tedavisinde amaç yalnızca atağın o anki belirtilerini azaltmak değildir. Kişinin bedeniyle kurduğu korkulu ilişkiyi, beklenti kaygısını, kaçınma davranışlarını ve panik atağı besleyen duygusal döngüyü birlikte anlamak önemlidir.
Panik Ataktan Kurtulmak Mümkün mü?
Panik ataktan kurtulmak, herkes için aynı hızda ve aynı biçimde ilerleyen bir süreç değildir. Bazı kişilerde atakların sıklığı azalır; bazı kişilerde ise asıl değişim, atağın geleceğine dair sürekli tetikte olma halinin yavaş yavaş çözülmesiyle başlar.
Panik atağı yalnızca bedensel belirtileri durdurulması gereken bir kriz gibi görmek, çoğu zaman kişinin korkusunu daha da büyütebilir. Çünkü kişi kalp atışını, nefesini, baş dönmesini ya da bedenindeki en küçük değişimi kontrol etmeye çalıştıkça kaygı döngüsü güçlenebilir.
Psikoterapide amaç, kişiye hızlı ve kesin bir çözüm vaat etmek değil; panik atağı sürdüren korku, kaçınma, kontrol etme çabası ve bedensel duyumları yorumlama biçimini birlikte anlamaktır. Bu süreçte kişi, panik atağın yalnızca bir beden tepkisi değil, çoğu zaman ruhsal dünyada taşınan korkularla da ilişkili olabileceğini fark edebilir.
Panik Atak Yaşayanların Yorumları Ne Anlatır?
Panik atak yaşayan kişilerin anlatımlarında çoğu zaman benzer cümleler duyulur: "Kalp krizi geçiriyorum sandım", "nefes alamayacak gibi oldum", "öleceğimi düşündüm", "kontrolümü kaybedeceğimden korktum" ya da "hastaneye gittim ama bir şey çıkmadı." Bu benzerlikler, panik atağın kişiye çok gerçek ve korkutucu hissettiren ortak bir döngüsü olduğunu gösterir.
Başka kişilerin panik atak deneyimlerini okumak, kişinin yalnız olmadığını hissetmesine yardımcı olabilir. Ancak başkalarının yaşadıkları, kişinin kendi ruhsal sürecinin yerine geçmez. Her panik atak deneyimi, kişinin yaşam öyküsü, kaygıları, bedeni algılama biçimi ve ilişkisel dünyası içinde ayrı ayrı anlaşılmalıdır.
Bu nedenle panik atak yaşayanların yorumları rahatlatıcı olabilir; fakat tanı, değerlendirme ya da psikoterapi sürecinin yerine geçmez. Kişinin kendi panik döngüsünü anlaması, ancak kendisine ait deneyimin dikkatle ele alınmasıyla mümkün olur.
Panik Atak İçin Psikolog Desteği Ne Zaman Alınmalı?
Panik ataklar tekrar etmeye başladıysa, kişi sürekli yeni bir atak gelecek korkusuyla yaşıyorsa, bedensel belirtilerini sık sık kontrol ediyorsa ya da bazı yerlerden ve durumlardan kaçınmaya başladıysa psikolog veya psikoterapist desteği almak önemlidir. Şu durumlarda psikoterapi desteği düşünülmelidir:
-
Panik ataklar tekrarlıyorsa.
-
Kişi sık sık kalp krizi, ölüm, bayılma ya da delirme korkusu yaşıyorsa.
-
Atak geçirme korkusu nedeniyle yalnız kalmakta, dışarı çıkmakta, toplu taşımaya binmekte, araba kullanmakta ya da kalabalık yerlere girmekte zorlanıyorsa.
-
Hastaneye ya da doktora sık gitmesine rağmen tıbbi olarak belirgin bir neden bulunmuyorsa.
-
Kişi sürekli nabzını, nefesini, tansiyonunu ya da bedenindeki hisleri kontrol ediyorsa.
-
Panik atak korkusu ilişkileri, işi, okulu ya da günlük hayatı etkilemeye başladıysa.
-
Kişi panik atağın ne zaman geleceğini düşünmekten hayatını yaşayamaz hale geldiyse
-
İlk kez yaşanan, çok şiddetli olan ya da kişiyi tıbben endişelendiren belirtilerde önce sağlık değerlendirmesi almak önemlidir. Fiziksel nedenler dışlandıktan sonra panik atak ve panik bozukluk psikoterapi sürecinde ele alınabilir.
Panik Atak İçin Psikolog Arıyorum: Nasıl Bir Destek Alınabilir?
Panik atak için psikolog ya da psikoterapist arayan kişi çoğu zaman yalnızca belirtilerini azaltmak istemez; aynı zamanda “bana ne oluyor?”, “neden bedenim böyle tepki veriyor?”, “ya tekrar olursa?”, “hayatım hep böyle mi devam edecek?” gibi sorulara da cevap arar.
Psikoterapi sürecinde panik atağın bedensel belirtileri, ölüm ve kalp krizi korkusu, kontrolü kaybetme kaygısı, beklenti anksiyetesi, kaçınma davranışları ve kişinin bedenine karşı geliştirdiği yoğun alarm hali birlikte ele alınabilir. Psikanalitik yönelimli psikoterapide ise panik atağın kişinin iç dünyasında, ilişkilerinde, geçmiş deneyimlerinde ve taşıdığı duygusal yüklerde neye karşılık geldiği de çalışılır.
Uzman Klinik Psikolog ve Psikoterapist Ceren Tatar, Kadıköy Bağdat Caddesi’nde ve online olarak panik atak, panik bozukluk, kaygı bozuklukları, ölüm korkusu ve bedensel kaygı belirtileri üzerine psikoterapi çalışmaları yürütmektedir.
Panik Atak Tedavisinde Psikoterapi Nasıl Yardımcı Olur?
Panik atakta psikoterapi, kişinin yalnızca atağı durdurmaya çalışmasına değil; atağın nasıl ortaya çıktığını, hangi durumlarda tetiklendiğini, bedensel belirtileri nasıl yorumladığını ve panik döngüsünün hangi duygularla bağlantılı olduğunu anlamasına yardımcı olur.
Panik atak yaşayan kişi çoğu zaman bedeninden korkmaya başlar. Kalp atışı, nefes, baş dönmesi, uyuşma ya da göğüs sıkışması gibi belirtiler “tehlike işareti” gibi algılanır. Bu algı korkuyu artırır, korku bedensel belirtileri artırır ve döngü giderek güçlenir.
Psikoterapi sürecinde bu döngü birlikte incelenir. Kişinin bedensel belirtilere yüklediği anlam, kontrol ihtiyacı, güvenlik arayışı, kaçınma davranışları, bastırdığı duygular ve ilişkilerinde yaşadığı zorlanmalar çalışılabilir. Böylece panik atağın yalnızca “aniden gelen bir kriz” olmadığı, kişinin iç dünyasında bir anlam taşıyabileceği anlaşılmaya başlanır.
Panik Atak İlaçsız Geçer mi?
Bazı kişilerde panik atak belirtileri psikoterapi süreciyle, bedensel belirtilerden duyulan korkunun azalmasıyla, kaçınma davranışlarının çalışılmasıyla ve panik döngüsünün anlaşılmasıyla ilaç kullanmadan da hafifleyebilir. Ancak bu herkes için geçerli değildir.
Panik atakların sıklığı, şiddeti, kişinin işlevselliği, eşlik eden depresyon, yoğun kaygı, bipolar bozukluk, travma, alkol-madde kullanımı ya da başka ruhsal ve tıbbi durumlar tedavi planını değiştirebilir. Bazı kişiler için psikoterapi yeterli olabilir; bazı kişiler için psikiyatrik değerlendirme ve ilaç desteği gerekli olabilir; bazı kişiler için ise psikoterapi ve psikiyatrik takip birlikte daha uygun olabilir.
İlaç başlama, kesme ya da değiştirme kararı psikiyatri hekimiyle değerlendirilmelidir. Psikoterapide ise kişinin ilaçla ilgili kaygıları, beklentileri, kontrol ihtiyacı ve panik atakla kurduğu ilişki de konuşulabilir.
Panik Atakta Psikiyatri Desteği Ne Zaman Gerekir?
Panik atak bazı durumlarda psikiyatrik değerlendirme gerektirebilir. Ataklar çok sık yaşanıyorsa, kişi günlük hayatını sürdüremiyorsa, yoğun kaçınma davranışları geliştiyse, ağır depresif belirtiler, intihar düşünceleri, alkol-madde kullanımı, bipolar bozukluk şüphesi ya da başka ruhsal belirtiler eşlik ediyorsa psikiyatri desteği önemlidir.
Psikiyatri desteği almak psikoterapiye gerek olmadığı anlamına gelmez. Benzer şekilde psikoterapiye başlamak da psikiyatrik değerlendirmeyi gereksiz kılmaz. Panik atak ve panik bozuklukta en sağlıklı yaklaşım, kişinin ihtiyacına göre panik atakta psikolog ve psikiyatrik destek birlikte değerlendirilmelidir.
Panik Atakta Farklı Terapi Yaklaşımları Var mıdır?
Panik atak ve panik bozuklukta farklı psikoterapi yaklaşımları kullanılabilir. Bilişsel davranışçı terapi, maruz bırakma çalışmaları, psikanalitik ve psikodinamik psikoterapi gibi yaklaşımlar panik atağı farklı yönlerden ele alabilir.
Ceren Tatar, panik atak ve panik bozukluğu psikanalitik ve psikodinamik yönelimli bir çerçevede ele alır. Bu yaklaşımda panik atak yalnızca bedensel belirtilerin kontrol edilmesi gereken bir durum olarak görülmez; kişinin iç dünyasında taşıdığı kaygı, kontrol kaybı korkusu, güvenlik ihtiyacı, bastırılmış duygular, ayrılık ve yalnızlık endişesi, öfke ve çaresizlik gibi alanlarla birlikte anlaşılmaya çalışılır.
Bu nedenle psikoterapi süreci yalnızca atak anında ne yapılacağını öğrenmekten ibaret değildir. Kişinin neden bedenini bu kadar tehlikede hissettiği, panik atağın hangi yaşam dönemlerinde ortaya çıktığı ve hangi ilişkisel-duygusal döngülerle bağlantılı olduğu birlikte çalışılır.
Psikanalitik Psikoterapi Panik Atakta Nasıl Çalışır?
Psikanalitik psikoterapi panik atağı yalnızca “bedensel bir kaygı belirtisi” olarak ele almaz. Panik atağın kişinin iç dünyasında, ilişkilerinde ve yaşam öyküsünde neye karşılık geldiğini anlamaya çalışır.
Bazı kişiler için panik atak, kontrolü kaybetme korkusuyla ilişkilidir. Bazıları için yalnız kalma, ayrılma, çaresiz kalma ya da kimseye ulaşamama duygularını tetikler. Bazı kişilerde ise bastırılmış öfke, yoğun sorumluluk, kendini hep güçlü tutma, kırılganlığını göstermeme ya da bedenden gelen her hissi tehlike gibi algılama döngüsü panik atakla bağlantılı olabilir.
Psikanalitik yönelimli psikoterapide amaç yalnızca “atak gelmesin” demek değildir. Kişinin panik atağı neden bu şekilde yaşadığı, bedenini neden bu kadar tehlikeli hissettiği, hangi duyguları taşımakta zorlandığı ve bu korkunun ilişkilerinde nasıl tekrarlandığı birlikte anlaşılır. Bu anlayış, zamanla panik döngüsünün daha farklı ele alınmasına ve kişinin kendisini daha güvende hissetmesine yardımcı olabilir.
Gece Panik Atak Yaşanır mı?
Panik atak yalnızca gündüz saatlerinde değil, gece uykudan ani bir korku, çarpıntı, nefes darlığı ya da boğulacakmış gibi olma hissiyle uyanma şeklinde de yaşanabilir. Gece gelen panik atak belirtileri, kişi için özellikle ürkütücü olabilir; çünkü kişi çoğu zaman uykudan ne olduğunu anlamadan yoğun bir bedensel alarm haliyle uyanır.
Gece panik atakta kişi kalp krizi geçirdiğini, nefes alamayacağını ya da kontrolünü kaybedeceğini düşünebilir. Bu durum tıbbi bir değerlendirme gerektiren belirtilerle karışabileceği için, özellikle ilk kez yaşandığında doktor kontrolü önemlidir.
Tıbbi bir neden bulunmadığında ise gece panik atağın nasıl ortaya çıktığı, kişinin bedensel duyumları nasıl yorumladığı ve geceyle, yalnız kalmakla ya da kontrolü bırakmakla ilgili kaygılarının olup olmadığı psikoterapide ele alınabilir.
Panik Atak İçin Kadıköy’de Yüz yüze ve Online Psikoterapi Desteği
Panik atak yaşayan bir kişi çoğu zaman yaşadığı belirtilerin gerçekliğinden şüphe etmez; çünkü belirtiler bedende çok güçlü hissedilir. Bu nedenle “sakin ol”, “düşünme”, “bir şeyin yok” gibi cümleler çoğu zaman yeterli olmaz. Kişinin ihtiyacı yalnızca yatıştırılmak değil; yaşadığı korkunun, bedensel alarmın ve tekrar eden panik döngüsünün anlaşılmasıdır.
Uzman Klinik Psikolog ve Psikoterapist Ceren Tatar, Kadıköy Bağdat Caddesi’nde yüz yüze ve online olarak panik atak, panik bozukluk, kaygı bozuklukları, ölüm korkusu, bedensel kaygı belirtileri ve tekrar eden korku döngüleri üzerine psikanalitik yönelimli psikoterapi çalışmaları yürütmektedir.
35.000 saatin üzerinde terapi tecrübesiyle yetişkinler, 15 yaş üzeri ergenler ve çiftlerle çalışan Ceren Tatar, panik atak sürecinde yalnızca atağın bedensel belirtilerini değil; kişinin bu belirtileri nasıl anlamlandırdığını, hangi durumlarda tetiklendiğini, hangi duyguları taşımakta zorlandığını ve panik döngüsünün ilişkileriyle, geçmiş deneyimleriyle ve iç dünyasıyla nasıl bağlantılı olabileceğini birlikte ele alır.
Kadıköy’de yüz yüze psikoterapiye gelemeyen kişiler için online psikoterapi seçeneği de bulunmaktadır. İlk görüşmede panik atakların ne zamandır sürdüğü, hangi belirtilerle yaşandığı, kişinin hangi durumlarda daha çok tetiklendiği ve psikoterapi sürecinin nasıl ilerleyebileceği birlikte değerlendirilir.
Sıkça Sorulan Sorular
bottom of page
















