top of page
Karşılıklı iki kişiyi ve zihinsel süreçleri gösteren kişilik bozuklukları illüstrasyonu

Kişilik Bozuklukları Nedir? Türleri ve Belirtileri

Kişilik bozuklukları; kişinin kendisini, başkalarını ve yaşadığı olayları algılama biçiminde, duygularını düzenlemesinde, ilişkilerinde veya dürtülerini yönetmesinde uzun süreli ve esnek olmayan örüntüler bulunmasıyla ilişkilidir. Her zor kişilik özelliği, yoğun duygu veya ilişki çatışması kişilik bozukluğu anlamına gelmez. Klinik değerlendirmede bu örüntünün ne kadar süredir var olduğu, farklı yaşam alanlarına yayılıp yayılmadığı ve kişide ya da çevresinde belirgin sıkıntı veya işlev kaybı oluşturup oluşturmadığı birlikte ele alınır.

Kısa cevap: Kişilik bozukluğu, tek bir davranıştan veya ilişkide yaşanan bir sorundan anlaşılmaz. Düşünme, hissetme, ilişki kurma ve davranma biçimlerinin uzun süre boyunca katılaşması ve kişinin yaşamını belirgin biçimde zorlaştırması gerekir. İnternetteki belirti listeleri bilgi verebilir; ancak tanı koyamaz.

Bu sayfa kişilik bozukluklarının genel çerçevesini, geleneksel türlerini, güncel sınıflandırmadaki değişimi ve sık karıştırılan durumları açıklamak için hazırlanmıştır. Amaç bir kişiyi etiketlemek veya uzaktan tanı koymak değil, konuyu damgalamayan ve anlaşılır bir dille ele almaktır.

Kişilik Özelliği ile Kişilik Bozukluğu Arasındaki Fark Nedir?

Her insanın içe dönüklük, titizlik, kuşkuculuk, onay ihtiyacı veya duygusal hassasiyet gibi kişilik özellikleri olabilir. Bu özellikler tek başına hastalık değildir. Bir özelliğin kişilik bozukluğu kapsamında değerlendirilmesi için genellikle farklı durumlarda tekrar etmesi, kişinin koşullara uyum sağlama esnekliğini azaltması ve ilişkiler, iş, eğitim ya da öz bakım gibi alanlarda belirgin güçlük oluşturması beklenir.

Örneğin düzenli olmayı sevmek ile her ayrıntıyı kontrol etme ihtiyacı yüzünden işleri tamamlayamamak aynı şey değildir. Zaman zaman terk edilmekten kaygılanmak ile ilişkilerde sürekli ve yoğun bir terk edilme tehdidi yaşamak da aynı değildir. Değerlendirme yalnızca özelliğin varlığına değil, şiddetine, sürekliliğine ve sonuçlarına bakar.

Kişilik Bozukluklarında Hangi Belirtiler Görülebilir?

Belirtiler kişiden kişiye ve baskın kişilik örüntüsüne göre değişir. Genel değerlendirmede şu alanlara bakılabilir:

  • Kişinin kendisi, diğer insanlar ve olaylar hakkındaki düşünme biçimi

  • Duyguların yoğunluğu, değişkenliği ve düzenlenebilmesi

  • Yakınlık kurma, sınırları koruma, güvenme ve çatışmaları yönetme biçimi

  • Dürtüleri erteleme, riskleri değerlendirme ve davranışların sonuçlarını görebilme

  • Benlik algısının, değer duygusunun ve yaşam hedeflerinin sürekliliği

Bu alanlardan birinde güçlük yaşamak tek başına tanı anlamına gelmez. Depresyon, bipolar bozukluk, travma sonrası belirtiler, madde kullanımı, nörogelişimsel özellikler, psikotik durumlar ve bazı bedensel hastalıklar benzer görünümler oluşturabilir. Bu nedenle ayırıcı değerlendirme önemlidir.

Kişilik Bozukluğu Türleri Nelerdir?

Kişilik bozuklukları uzun süre A, B ve C kümeleri altında anlatılmıştır. Bu sınıflandırma internette ve klinik kaynaklarda hâlâ sık görülür. Bununla birlikte ICD-11, yalnızca ayrı tür isimlerine odaklanmak yerine kişilik işlevindeki güçlüğün şiddetini ve baskın özellik alanlarını değerlendiren daha boyutsal bir yaklaşım benimsemiştir. Dolayısıyla aşağıdaki kümeler konuyu anlamayı kolaylaştıran geleneksel bir harita olarak görülmeli; bir kişinin bütün ruhsal yapısını açıklayan kesin kutular gibi kullanılmamalıdır.

A Kümesi: Kuşkucu, Mesafeli veya Sıra Dışı Örüntüler

Paranoid kişilik örüntüsünde başkalarının niyetlerini tehdit edici yorumlama, güvenmekte zorlanma ve eleştiriye karşı yoğun hassasiyet görülebilir. Şizoid kişilik örüntüsünde yakın ilişkilere ilginin sınırlı olması, yalnızlığı tercih etme ve duyguları dışa vurmanın kısıtlı görünmesi öne çıkabilir. Şizotipal kişilik örüntüsünde yakın ilişkilerde güçlükle birlikte sıra dışı inançlar, algısal yaşantılar veya alışılmışın dışında düşünme ve ifade biçimleri görülebilir.

Mesafeli olmak, yalnız vakit geçirmek veya manevi inançlara sahip olmak tek başına bu tanılardan birini göstermez. Kültürel bağlam, kişinin işlevselliği ve gerçeği değerlendirme biçimi birlikte incelenir.

B Kümesi: Duygusal, Dürtüsel veya İlişkisel Dalgalanmaların Öne Çıktığı Örüntüler

Borderline kişilik örüntüsünde benlik algısında ve ilişkilerde belirgin dalgalanmalar, terk edilme hassasiyeti, yoğun duygular, boşluk hissi ve bazı kişilerde dürtüsel ya da kendine zarar verici davranışlar görülebilir. Narsisistik kişilik örüntüsünde özdeğerin dışarıdan alınan onaya güçlü biçimde bağlanması, büyüklenmeci tutumlar, hak görme ve empati kurmada güçlük öne çıkabilir. Histriyonik kişilik örüntüsünde ilgi odağında olma ihtiyacı ve duyguların dikkat çekici biçimde ifade edilmesi görülebilir. Antisosyal kişilik örüntüsünde başkalarının haklarını önemsememe, aldatma, sorumsuzluk, saldırganlık veya kuralları sürekli ihlal etme gibi davranışlar bulunabilir.

Bu kavramlar hakaret veya ilişki içinde karşı tarafı açıklamak için kullanılan etiketler değildir. Özellikle “narsisist” ve “borderline” sözcüklerinin gündelik dilde gelişigüzel kullanılması, hem yanlış tanıya hem de damgalamaya yol açabilir.

C Kümesi: Kaygılı, Kaçınan veya Kontrol Odaklı Örüntüler

Çekingen kişilik örüntüsünde eleştirilme ve reddedilme hassasiyeti nedeniyle ilişkilerden veya yeni deneyimlerden kaçınma görülebilir. Bağımlı kişilik örüntüsünde karar verirken aşırı güvence arama, ayrılığa karşı yoğun kaygı ve bakım veren bir ilişkiye güçlü biçimde tutunma öne çıkabilir. Obsesif kompulsif kişilik örüntüsünde düzen, mükemmeliyetçilik ve kontrol ihtiyacı esnekliği azaltacak düzeye ulaşabilir.

Borderline ve Narsisistik Kişilik Örüntüleri Aynı mıdır?

Borderline ve narsisistik kişilik örüntüleri aynı değildir; ancak ilişkilerde hassasiyet, öfke, değersizlik ve yakınlık sorunları gibi bazı ortak görünümler nedeniyle karıştırılabilir. Borderline örüntüde terk edilme hassasiyeti, kimlik algısındaki dalgalanma ve duyguların hızla yoğunlaşması daha belirgin olabilir. Narsisistik örüntüde ise özdeğeri korumak için onay, üstünlük veya özel olma ihtiyacı ile eleştiriye karşı kırılganlık daha merkezi olabilir.

İki örüntü bir kişide birlikte bulunabilir veya başka ruhsal durumlarla karışabilir. Bir ilişkinin zor olması, bir kişinin “narsist” ya da “borderline” olduğunu kanıtlamaz. Borderline örüntü hakkında daha ayrıntılı bilgi için borderline kişilik bozukluğu yazısını okuyabilirsiniz.

Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu ile OKB Aynı Şey midir?

Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu ile obsesif kompulsif bozukluk (OKB) farklı klinik kavramlardır. Obsesif kompulsif kişilik örüntüsünde mükemmeliyetçilik, kurallar, kontrol ve ayrıntılar kişinin genel yaşam tarzına yayılabilir ve kişi bu tutumları çoğu zaman gerekli ya da doğru görebilir. OKB'de ise istenmeden gelen takıntılı düşünceler ve bunların doğurduğu sıkıntıyı azaltmak için yapılan kompulsiyonlar daha belirgindir.

İki durum birlikte bulunabilir; ancak yalnızca titiz, düzenli veya kontrolcü olmak hiçbirine tanı koydurmaz. OKB'nin genel çerçevesi için obsesif kompulsif bozukluk sayfasına bakabilirsiniz.

Borderline Kişilik Örüntüsü ile Bipolar Bozukluk Nasıl Ayrılır?

Her iki durumda da duygu değişimleri görülebilir; fakat değişimin süresi, bağlamı, enerji ve uyku düzenindeki farklılıklar ile kişinin dönemler arasındaki işlevi ayırıcı değerlendirmede önemlidir. Bipolar bozuklukta mani, hipomani veya depresyon dönemleri belirli bir zaman aralığı boyunca sürer ve enerji, hareketlilik, uyku ihtiyacı ve düşünce hızında belirgin değişiklikler içerebilir. Borderline örüntüde duygusal değişimler çoğu zaman ilişkisel olaylar, reddedilme veya terk edilme algısı gibi tetikleyicilerle hızlı biçimde yoğunlaşabilir.

 

Bu kısa ayrım tanı koymak için yeterli değildir. Mani, hipomani veya depresyon dönemlerinden kuşkulanılıyorsa psikiyatri değerlendirmesi geciktirilmemelidir.

Kişilik Bozuklukları Neden Olur?

Kişilik bozuklukları için tek bir neden gösterilemez. Mizaç ve genetik yatkınlıklar, erken ilişkiler, bağlanma deneyimleri, travmatik yaşantılar, ihmal, aile ve çevre koşulları ile kişinin yaşam boyunca geliştirdiği baş etme biçimleri birbirini etkileyebilir. Aynı deneyimi yaşayan herkes aynı kişilik örüntüsünü geliştirmez; benzer örüntüler de farklı yaşam öykülerinden doğabilir.

Bu nedenle açıklamayı yalnızca “çocuklukta şu oldu” biçiminde kurmak veya aileyi tek sorumlu ilan etmek doğru değildir. Psikodinamik bakış, erken ilişkilerin ve savunma biçimlerinin bugünkü benlik ve ilişki deneyimindeki anlamını araştırabilir; ancak biyolojik, toplumsal ve güncel yaşam etkenlerini dışlamaz.

Kişilik Bozukluğu Tanısı Nasıl Değerlendirilir?

Tanı; tek bir görüşmeye, sosyal medya anlatısına veya çevrim içi teste dayanarak konulmamalıdır. Değerlendirmede kişinin gelişim öyküsü, ilişkileri, iş ve eğitim yaşamı, belirtilerin süresi, farklı ortamlardaki görünümü, kültürel bağlamı, güçlü yanları, riskleri ve eşlik eden ruhsal durumlar birlikte incelenir. Gerektiğinde psikiyatri değerlendirmesi ve yapılandırılmış klinik araçlar kullanılabilir.

Önemli: Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri gibi testler ancak uygun eğitim ve klinik değerlendirme içinde anlam kazanır. İnternette tek başına doldurulan bir test kişilik bozukluğu tanısı koyamaz. 

Kişilik Bozukluklarında Destek ve Tedavi Nasıl Planlanır?

Destek planı kişilik işlevindeki güçlüğün şiddetine, kişinin hedeflerine, eşlik eden sorunlara ve risk durumuna göre belirlenir. Konuşma terapileri birçok kişi için temel yaklaşımlardan biridir; ancak tek bir yöntem herkes için uygun değildir. Süreç birkaç görüşmeden ibaret olmayabilir ve kişinin güvenli, tutarlı bir çerçevede çalışabilmesi önemlidir.

 

İlaçlar kişilik yapısını doğrudan değiştirmek amacıyla kullanılmaz; fakat depresyon, anksiyete, uyku güçlüğü, psikotik belirtiler veya başka eşlik eden durumlar için psikiyatrist tarafından değerlendirilebilir. Özellikle kendine zarar verme, yoğun dürtüsellik, madde kullanımı veya gerçekliği değerlendirmede bozulma varsa farklı uzmanlıkların birlikte çalışması gerekebilir.

Tanı, değişimin imkânsız olduğu anlamına gelmez. Kişinin kendisini ve ilişki örüntülerini anlaması, duygularını düzenleme kapasitesini geliştirmesi ve daha esnek davranış yolları oluşturması mümkündür. Bunun biçimi ve hızı kişiden kişiye değişir.

Ne Zaman Acil Destek Alınmalıdır?

Kendine zarar verme veya intihar düşüncesi, başkasına zarar verme riski, ağır madde etkisi, gerçeklikle bağın belirgin biçimde bozulması ya da kişinin kendisini güvende tutamaması acil değerlendirme gerektirir. Böyle bir durumda bir web sayfasından veya planlı psikoterapi randevusundan yanıt beklenmemeli; 112 aranmalı ya da en yakın acil sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

bottom of page