DİNİ TAKINTILAR

Takıntılar içerisinde en yanlış yönde çare aranan takıntı grubu dini olanlardır. Çünkü toplumumuz da ne yazık ki kişi dini takıntı yaşıyorsa bunu 'vesvese' olarak yorumlamakta ve tedavi görmek yerine yanlış ve hastalığı kötü etkileyen çareler aramaktadır. En sık görülenleri;
  • Kutsal şeylere karşı hürmetsizlik veya günah ile ilgili 
  • Dinen Doğru/Yanlış kavramları ile aşırı ilgi
Dini Takıntısı olan bireyin zihnine Allah'a ya da dinle ilgili kutsal olan peygamber, kitap vs. herşeye karşı hürmetsizlik ile ilgili imaj ya da düşünceler gelebilmektedir. Bu kişilerin zihnine durduk yere, namaz kılarken veya abdest alırken küfür etmek, kutsal kitap ve nesnelere zarar vermek, yineleme takıntısı içinde olsa da sıkça abdest/namaz anında şüpheye düşüp tekrar tekrar ritüelleri yapmak, Tanrı’ya şirk koşmak gibi birçok düşünce ya da görüntüler gelir. Bu obsesyonlar kişi de yoğun kaygı uyandıran şeyler olduğu gibi aynı zamanda suçluluk duyguları ağır basar.
 
Dini obsesyonu olan kişiler çoğunlukla anlık olarak rahatlamak için çok fazla kompulsiyon yapabilmektedirler. Örneğin kişi içinden durmadan dua ya da tövbe edebilir. İnancına bağlı ibadet ettiği yerlere gidebilir ve buradaki din görevlisi bireylere sorular sorabilmektedirler. Kişi gelen bu düşüncelerine anlam yükledikçe kişi için manevi olarak da bir yük olmaya ve ızdırap çekmeye başlarlar. Bu kişilerde kompulsiyonların sayısı arttıkça durumun içinden çıkamayacak raddelere gelebilir ve kaçınma davranışları sergileyebilmektedirler. Örneğin, namaz kılan birinin zihnine namaz esnasında durmadan Tanrı’ya küfür etmekle ilgili obsesif düşünceler geldikçe bu durum kişide çok yoğun kaygı uyandırdığı için bir süre sonra bu kaygılar gelmesin diye namaz kılmayı bırakabilmektedir.
Özetle, vesvese olarak bilinen düşünceler aslında bir psikolojik hastalığın sonucudur. Bunlar obsesif düşüncedir ve psikoterapi ile çözümlenebilir. Utanç ve yargılanma korkusu ile psikoloğa başvurmuyor olabilirler. Ancak hocaya gitmek, tövbe etmek sorunun çözümü değil tam tersine zaman içerisinde bunlarında yetmediği çıkmaz bir durum haline gelinir.
Obsesif Kompulsif Bozukluğu tanımlarken isminde de belirtildiği gibi 3 kavram üzerinde durulmaktadır. Bunlar; obsesyon (takıntı), kompulsiyon (zorlantı) ve kaçınma davranışı olmaktadır. Obsesif Kompulsif bozuklukluk genellikle tedaviye bireyler başvurmaz ise artarak devam eden, kişinin hayatındaki birçok alanda işlevselliğinin azalmasına neden olup hayatını kısıtlayan, dışarıdan takıntıların anlaşılmadığı kompulsiyonların ise anlaşılabildiği ya da bazen de zihinsel eylemlerle fark edilemediği bir psikolojik hastalıktır. Takıntı kişinin değerleri üzerinde hassas olduğu noktalardan kişiyi vurur!
Obsesyon (takıntı), kişinin istemi dışında zihnine gelip kişiyi rahatsız eden, gitmesi için çabaladıkça tekrarlayarak gelip kişi de kaygı uyandıran rahatsız edici düşünce, görüntü ya da dürtüdür. Kişiyi rahatsız eden bu takıntının gelmesini istemedikçe aslında düşünceye bir değer vermeye başladığı için kişi buna saplanır ve düşünce tekrarlayıcı bir biçimde daha çok gelmeye başlar ve kaygısı artmaktadır. Takıntıların bir çok çeşidi bulunmakta ve herşeye karşı gelişebilmektedir. OKB'si olan kişilerin sıkça kurduğu cümlelerden birisi de: ''mantıksız olduğunu bende biliyorum ama.....'' şeklindedir. 
Kompulsiyon (zorlantı)kişinin zihnine gelen takıntının yarattığı kişide ki kaygıyı rahatlatma amacı ile kişi de yapılma zorunluluğu hissettiren zaman içerisinde kişi için yapması gerektiği bir zorunluluk halini alan, eğer yapamzsa çok yoğun kaygı ve huzursuzluk duygularını yaşadığı, aslında kişi için işlevsel olmayan ve hastalığı olumsuz yönde besleyen zihinsel ya da davranışsal yapılan eylemler olmaktadır. Kişi mantıksız bulsa dahi takıntısal düşünceye değer verip anlam yüklemeye başladıkça gelen takıntı kişi de çok daha yoğun kaygı uyandırmaktadır. Kompulsif eylemler kişiye anlık rahatlamalar sağlar ancak takıntı hastalığının en önemli yanlarından biri kişinin hayat kailtesini oldukça düşürmesidir. Çünkü zamanla kişinin yaptığı kompulsif eylemler yetmemeye bu yüzden de süresini ve sayısını arttırmaya başlarlar. Örneğin; tam temiz olmadı obsesyonunun getirdiği rahatsızlık hissini gidermek için başlarda kişi kompulsiyon olarak elini 2 kere yıkarken zamanla el yıkama sayısı yetmemeye ve bu sayısı tam emin olana kadar 3,4,5 derken kişi lavaboda dakikalarını geçirmeye başlar.
Kaçınma ise, kişinin kendisini rahatsız edici gelen takıntılarından korunmak için yaptığı işlevsel olmayan bir başa çıkma biçimidir.  Kişi obsesif düşüncelerini tetikleyecek her türlü ortam, nesne ve durumdan kaçınarak bu düşüncenin gelmesini azaltmaya çalışmaktadır. Genellikle takıntısı olan kişi, kendisini rahatlatmaya yönelik olan kompulsif davranışlarla başa çıkamadığında bu duruma kendisini mecbur hisseder. Ancak kaçınma, hastalığı besleyen ve kişinin hayatını oldukça kısıtlayan, eskiden yapabildiği şeyleri yapmayı bırakmasına neden olan bir davranıştır. Örneğin; inançlı birinin abdest alırken tam yaptım mı yapmadım mı takıntısı geldiğinde tekrar tekrar abdest almaya başlar. Ancak bu durum zaman içerisinde kişiyi hem fiziken hem de mental olarak yormaya başladığı için; ibadetlerini yapmak istese de takıntısı gelmesin diye takıntının geleceği her şeyi (namaz,abdest) bırakır.
Obsesif Kompulsif Bozukluğa sahip bireylerde kişinin bir tek tip obsesyonu olmadığı görülebilmektedir. Bir kişide birden fazla farklı takıntı tipi gözükebilir. Örneğin; kişi de aynı anda hem temizlik hem cinsel hem de dini takıntılar olabilir. Bazı kişilerde ise obsesyonlar şekil değiştirebilmektedir. El yıkama obsesyonu olan birinin zaman içerisinde bu obsesyonu kaybolmuş ve yerini kontrol etme obsesyonları alabildiği gibi örnek durumlar tedavi görülmez ise sıklıkla yaşanabilmektedir. 
Takıntılar her şeye karşı gelişebilir. Yazının devamında obsesyon türlerine dair detaylı bilgileri görebilirsiniz. En sık görülen takıntı türlerini sınıflandırdığımızda;

OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK NASIL GEÇER?

Obsesif Kompulsif Bozukluk (Takıntı Hastalığı) kendiliğinden iyileşen bir rahatsızlık değildir. Genellikle ergenlikle yani bir insanın ruhsallığının fırtınalı olduğu bu süreçte kendisini göstermeye başlar. Kişi ilk önce bu düşüncelerin bir huzursuzluk yarattığını yoğun bir biçimde hissetse de bunun bir hastalık olduğunu bilmediğinden hastalığı negatif yönde beslemeye yönelik kendisini rahatlatıcı davranışlar geliştirir. Ancak bu rahatlatan davranışlar kişiyi o an ve o an ki takıntısını rahatlatmaya yetse de aslında takıntı tekrardan belki aynı düşünce üzerinden belki başka bir yerden tekrardan gelir. Bu süreçte takıntı (obsesyon) ve bunu rahatlatmaya yönelik kompulsif davranışların sıklığı, sayısı ve kişinin vaktini alan süresi ile başa çıkamadığı nokta da kişi takıntının gelmemesi için, takıntısını tetikleyecek her türlü durum ve davranıştan uzak durur. Bu da eskiden rahatça yapabildiği şeylerin kısıtlanması anlamına geldiği gibi, hayat kalitesinin de yaşanan ciddi düşüş kişi de başta depresyon olmak üzere başka ruhsal hastalıkların oluşmasına neden olur.
OKB’de sıklıkla birlikte görülen komorbid hastalıklarla ilgili yapılan bir çalışmada, 420 OKB hastasında en sık görülen eşlik eden hastalıkların; Bipolar Bozukluk (%27.1) ve Anksiyete Bozuklukları (%12.8) olarak saptanmıştır. Ayrıca majör depresyonun da OKB tanısı almış kişilerde genel popülasyona göre 10 kat daha fazla görüldüğü belirtilmiştir.
 
OKB ile yıllardır mücadele eden hastalar bilir ki; uzun süredir ilaç kullandıkları, ilaçların sayısı ve dozu arttığı halde hastalık aslında sadece baskılanır, iyileşmez. Bunun nedeni aslında OKB'nin nörolojik değil ruhsal bir hastalık olmasıdır. En çok karıştırılan şey OKB zihinde süren bir hastalık olduğundan beynin hipotalamus alanı fazla aktif çalışır ve OKB'li hastalrın beyin MR'larında bu alan daha aktif görülür. Ancak bu hastalığın nedeni değil, aslında hastalığın düşünme üzerine olmasından kaynaklı beyinin bu alanının daha aktif çalışması ile ilgilidir. Bu nedenle de kişi mutlaka bu OKB semptomunu ortaya atan ruhsallığının altında yatan bilinçdışı çatışmaları psikoterapi de çalışılmalıdır. Bazı OKB'li bireyler için hiç tedavi almaması, doğru tedavi almaması, takıntılarını fazla beslemesi gibi durumların sonucunda hastalık daha da kemikleşir. Bu nedenle de eğer gerekli görüldüğü takdirde ilaç tedavisi destekleyici olarak kullanılabilmektedir. Siz de OKB ile mücadele ediyorsanız bilmeniz gereken şey, bunun bir ruhsal hastalık ve tedavisinin psikoterapi ile mümkün olduğudur.
Merak ettiğiniz diğer takıntı (obsesyon) türleri ve Uzman Klinik Psikolog Ceren TATAR'ın Obsesif Kompuslif Bozukluğa dair TV yayını için aşağıdaki başlıkları tıklayabilirsiniz.