Yas ve Kayıp

Evcil Hayvan Kaybı Nasıl Atlatılır? Yas, Suçluluk ve Özlem

Evcil Hayvan Kaybı Nasıl Atlatılır? Yas, Suçluluk ve Özlem

Briton Rivière – Odysseus ve köpeği Argos

Evcil hayvan kaybı nasıl atlatılır? Kedinizi veya köpeğinizi kaybettikten sonra bu soruyu sorarken belki acınızın biraz hafiflemesini, belki hayatınızdaki bu tatlı canlara ölümü nasıl kondurabileceğinizi, belki de yaşadıklarınızı anlamaya ihtiyaç duyuyorsunuz. Özlem, suçluluk ve “Keşke…” düşünceleriyle birlikte, evcil hayvanınızı kaybettikten sonra günlük hayatın değişen alışkanlıkları da zorlayıcı olabilir.

Eve girerken sizi karşılayacak birisinin artık olmaması, gözünüzün o varken yatmaya alıştığı köşeye gitmesi. Sabah kalkınca bir an için mamasını hazırlayacağınızı düşünmek. Sonra artık orada olmadığını yeniden hatırlamak. Kayıp, gündelik hayatın küçük anlarında kendisini tekrar hissedilebilir. Hem onu kaybetmiş hem de onunla olan hayatınızda olan halinizi.

Bir kediyi, köpeği, kuşu, tavşanı veya hayatınızda kendine özgü yeri olan başka bir hayvanı kaybetmiş olabilirsiniz. Bu yazı, yaşadıklarınızı anlamlandırmanıza ve ihtiyaç duyduğunuz desteği düşünmenize Uzman Klinik Psikolog & Psikoterapist Ceren Tatar tarafından yardımcı olmak için hazırlandı. Onunla kurduğunuz bağ ve ardından yaşadığınız yas ciddiye alınmayı hak eder.

Kedim veya Köpeğim Öldü, Dayanamıyorum: Ne Yapabilirim?

İlk günlerde gelecekte nasıl hissedeceğinizi çözmeye çalışmak yerine, bugün ihtiyaç duyduğunuz desteğe bakabilirsiniz. Ağlamak, konuşmak, bir süre sessiz kalmak veya birinin yanınızda bulunmasını isteyebilirsiniz. Onun için döktüğünüz gözyaşı ve acıda kıymetlidir. Duygularınızı düzenli cümlelerle anlatmak zorunda değilsiniz.

Evcil hayvan kaybından sonra üzüntü, özlem, öfke, kaygı, hissizlik ve rahatlama gibi farklı tepkiler yaşanabilir. Bu duyguların hepsini yaşamanız gerekmez; tek bir tepki de ilişkinizin ve ona olan sevginizin değerini ölçmez.

  • Sizi dinleyebilen bir yakınınıza “Onu çok özlüyorum, konuşmaya ihtiyacım var; biraz yanımda olur musun?” diyebilirsiniz.
  • Yemek, su içmek ve dinlenmek zorlaştığında somut yardım isteyebilirsiniz.
  • Eşyalar, fotoğraflar ve geleceğe ilişkin büyük kararlar için kendinize zaman tanıyabilirsiniz.
  • Ölüm haberini tekrar tekrar anlatmak istemiyorsanız, bunu yakınlarınıza söyleyebilirsiniz.

Bu önerilerin hepsini uygulamak gerekmiyor. Kendinize bakım vermenin de tamamlanması gereken yeni bir görev listesine dönüşmemesi önemli.

Evcil Hayvan Kaybı Neden Bu Kadar Acı Verir?

Birlikte yaşadığınız hayvanın karakteri, size yaklaşma biçimini, sevdiği yerleri ve küçük alışkanlıklarını tanırsınız. Onu özlerken bütün bu ayrıntıları da özleyebilirsiniz. Yanınıza uzanması, bulunduğunuz odaya gelmesi veya birlikte geçirdiğiniz zamanlar, gününüzün tanıdık parçalarıdır.

Uzman Klinik Psikolog ve Psikoterapist Ceren Tatar'a göre evcil hayvanınızla olan ilişkinin yaşam öykünüzdeki yeri de önemlidir. Hem siz hem de o biririnizin hayatına yıllarca eşlik etmiştir. hayatınızın başkalarının pek görmediği dönemlerinin tanığı olabilir. Taşınmanıza, ayrılıklarınıza, evlenmenize ve eğitim yıllarınıza, üzüntülerinize ve sevinçlerinize... her zaman oradadır.

Bu nedenle kaybı anlamaya çalışırken, onun hayatınızdaki kendine özgü yerine bakmak gerekir. “Neden bu kadar üzülüyorum?” sorusuna verilecek yanıt, sizin birlikte yaşadığınız ilişkinin içinde bulunabilir.

Evcil Hayvan Ölümü Sonrası Suçluluk: “Keşke Daha Fazlasını Yapsaydım”

Kayıptan sonra zihin, bir belirtiye, veteriner ziyaretine veya verilen/verilmeyen bir karara tekrar dönebilir. “Başka bir veterinere gitseydim?”, “Bu tedaviyi seçmeseydim?”, “O gün yanında olsaydım?” soruları bazen yaşananları anlama ihtiyacını taşır.

Daha erken fark etseydim onu kurtarabilir miydim?

Bu sorunun tıbbi yanıtı, hastalığa ve yaşananların koşullarına bağlıdır. Sonucu bugün bilmek, o gün de bilebileceğiniz hissini yaratabilir. Oysa karar verdiğiniz sırada elinizde bulunan bilgiler, imkânlar ve belirsizlikler de hesaba katılmalıdır.

Suçlu hissetmek, suçlu olduğunuzun kanıtı değildir. Gerçek sorumluluğunuzla kendinize yüklediğiniz sorumluluğu ayırmak zaman alabilir. Tıbbi süreçle ilgili yanıtlanmamış sorularınız varsa veterinerinizden açıklama istemek yardımcı olabilir.

Kendinize şu soruyu yöneltmek bir başlangıç olabilir: “O gün gerçekten ne biliyordum; şimdi bildiklerimle kendimden neyi bilmiş olmamı bekliyorum?”

Bakım verirken yorulmuş olmak neden suçlu hissettirir?

Uzun bir hastalık boyunca uykusuz kalmış, endişelenmiş veya bir an için belirsizliğin sona ermesini istemiş olabilirsiniz. Kayıptan sonra o anı hatırlamak, sevginizden şüphe etmenize yol açabilir.

Yas sırasında rahatlama ve üzüntü bir arada bulunabilir. Bakımın yükünden yorulmak ya da sonrasında biraz dinlenebilmek, onu kaybetmek istediğiniz sonucunu doğurmaz. O anın sizin için ne anlama geldiği kendi koşulları içinde anlaşılmayı hak eder.

Ani Ölüm ve Hastalık Sonrası Kayıp: Neden Hazır Hissedemiyoruz?

Ani bir ölümde, kısa süre önce birlikte yaptığınız sıradan bir şey ile şimdi yaşanan yokluk arasındaki mesafe anlaşılmaz gelebilir. Daha yapacağınızı düşündüğünüz şeyler ve vedalaşamamış olmak zihninizi meşgul edebilir.

Hastalık sürecinde ise kaybetme korkusu, hayvanınız henüz yanınızdayken başlayabilir. Tedaviler, iyi geçen bir günün verdiği umut ve yeniden kötüleşme ihtimali aynı dönemin içinde bulunabilir. Bu deneyim “beklentisel yas” olarak ele alınır.

“Yaşı vardı, hazırlıklı olmalıydım” diye kendinize yükleniyor olabilirsiniz. Yaşını veya hastalığının ağırlığını bilmek, ölümden sonraki yokluğu kolaylaştırmak zorunda değildir. Acı ve üzüntü, bu kaybı yaşama biçiminizin bir parçası olabilir.

Evcil Hayvan Kaybının Acısı Ne Zaman Geçer?

Yasın herkes için geçerli tek bir süresi yoktur. Kendinizden belirli bir tarihte toparlanmanızı beklemek, yaşadıklarınızın üzerine yeni bir yük ekleyebilir. Günlük hayata yeniden katılmakla özlem duymak bir arada bulunabilir.

Bazen iyi hissetmek onu unuttuğum anlamına mı gelir?

Bir gün gülmeniz, başka bir gün aynı fotoğrafa bakarken ağlamanız mümkündür. Hayat sizin için akmaya devam ederken onu çok özlüyor olabilirsiniz. Hayatınızın kendiniz için devam ettirmeniz onu sevmediğiniz anlamına gelmez. Acınızın yoğunluğu, ona verdiğiniz değerin ölçüsü değildir.

Ölen Kedimi veya Köpeğimi Unutamıyorum: Bu Normal mi?

Onu özlemek ve hatırlamak, tek başına yasınızda bir sorun olduğunu göstermez. Bağınız, anılarınızda ve hayatınızda bıraktığı izlerde sürebilir. Hatırlamanın sizin için nasıl bir deneyim olduğu ve günlük hayatınızın nasıl etkilendiği önemlidir.

Fotoğraflara bakmak, bir eşyasını saklamak veya onu tanıyan biriyle konuşmak bazı kişiler için yakınlık hissi sağlar. Başka biri ise bir süre bunlardan uzak durmak isteyebilir. Süren bağlara ilişkin araştırmalar, anma biçimlerinin etkisinin kişiye ve bağın niteliğine göre değiştiğini gösteriyor.

Eşyalarını ne zaman kaldırmalıyım?

Herkes için geçerli bir zaman yoktur. Eşyalarını saklayabilir, bazılarını ayırabilir veya şimdilik karar vermeyebilirsiniz. Bir eşyayı kaldırmak onu silmek, saklamak ise mutlaka kaybı kabullenememek anlamına gelmez. Bu tercihin sizin için taşıdığı anlam önemlidir.

Yeni bir hayvan sahiplenmek doğru olur mu?

Bu konuda acele etmek zorunda değilsiniz. Yeni bir hayvanla yaşamak, kurulacak yeni ilişkinin sorumluluklarını da içerir ve unutmayın ki kaybettiğiniz evcil hayvanınızın yerini başka bir canlı tamamen dolduramaz. Özlediğiniz o ve onunla kurduğunuz ilişkidir. Bu nedenle gerçekten yeni bir can için hazır olduğunuzda oluşacak bağ kendine özgü olacaktır; önceki ilişkinizin yerini doldurması beklenmemelidir.

Evcil Hayvanı Ölen Birine Ne Söylenir, Nasıl Destek Olunur?

“Bir tane daha alırsın”, “En azından uzun yaşadı” veya “Artık düşünme” gibi sözler, iyi niyetle söylense bile kaybı yaşayan kişinin anlaşılmadığını hissetmesine yol açabilir. Evcil hayvan kaybı, çevrenin her zaman yeterince tanımadığı bir yas deneyimi olabilir. Bu alanda çalışan terapistlerle yapılan nitel araştırma da kaybın ciddiye alınmasının önemini ele alır.

Hayvanının adını anmak, bir anısını dinlemek veya “Bugün nasıl bir desteğe ihtiyacın var?” diye sormak bir eşlik etme biçimi olabilir. Kaybı yaşayan sizseniz, yakınınıza ihtiyacınızı açıkça söyleyebilirsiniz:

“Şu an bir çözüm bulmana ihtiyacım yok. Biraz onu anlatmak, özlemek ve acısını yaşamak istiyorum.”

Herkese ilişkinizin önemini anlatmak zorunda değilsiniz. Sizi dinleyebilen ve acele ettirmeyen kişilerle paylaşmayı seçebilirsiniz.

Evcil Hayvan Kaybında Psikolog Desteği Ne Zaman Alınmalı?

Evcil hayvan kaybı için psikolojik destek alınabilir. Destek istemek için belirli bir süreyi doldurmanız veya günlük hayatınızı bütünüyle sürdüremez hâle gelmeniz gerekmez. Kaybınızı anlatabileceğiniz bir alan aramak da başvuru nedeni olabilir.

Suçluluk düşünceleri gününüzün büyük bölümünü kaplıyorsa, ölüm anına ilişkin görüntüler sizi yoğun biçimde zorluyorsa, uyku ve beslenmeniz belirgin biçimde etkileniyorsa veya kendinizi giderek yalnız hissediyorsanız bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşebilirsiniz. Destek ihtiyacı, yaşadıklarınız ve günlük hayatınıza etkileri birlikte değerlendirilerek anlaşılır.

Psikanalitik yönelimli psikoterapide ilişkinin hayatınızdaki yeri ve kaybın uyandırdığı duygular kendi yaşam öykünüz içinde ele alınır. Özlem, öfke, çaresizlik, rahatlama veya suçluluk yargılanmadan konuşulabilir. Bazı kişilerde önceki kayıplar da gündeme gelir; bunun herkes için aynı olduğu varsayılmaz.

Her yas yaşayan kişinin terapiye ihtiyacı yoktur. Desteğe ihtiyaç duymanız da yasınızı yanlış yaşadığınız anlamına gelmez. Ceren Tatar’ın Kadıköy’de yüz yüze ve online yürüttüğü görüşmeler hakkında yas ve kayıp sürecinde psikoterapi desteği sayfasından bilgi alabilirsiniz.

Randevu Al

Bugün onun adını söylerken ağlayabilir, bir anısını gülümseyerek anlatabilir veya henüz hiçbir şey söylemek istemeyebilirsiniz. Yaşadıklarınızın hemen düzene girmesi gerekmiyor. Özleminize yer açarken kendinize de eşlik edilmesine izin verebilirsiniz.

ZEYTİN'İN ANISINA

Ceren Tatar’ın köpeği Zeytin

Benim melek kızım Zeytin’im…

O kocaman kalbinle bizi 15 yıl boyunca o kadar tatlı, o kadar saf bir sevgiyle sevdin ki… Biz de senin sayende karşılıksız sevmenin ve sevilmenin ne demek olduğunu öğrendik.

Yokluğunun dün 1. ayı. Hayatımızın en uzun geçen ayı olduğunu hissediyor ve her an seni ne kadar özlediğimizi konuşuyoruz.

O kadar neşeliydin ki daha yaşlandığını bile hissetmemiştik. Sağlığının iyi olması ve güzel bir yaşlılık için elimizden geleni yaptığımızı zannediyorduk ama agresif kanseri hesap edememiştik. Ne kadar çaba gösterirsek gösterelim ölümün kaçınılmazlığını senin için o kadar tatlı bir kızdın ki hiç düşünememiştik.

Halsizleştiğin o son beş günümüzde kalbindeki o kötü kanserli tümöre rağmen sevgini, neşeni ve tatlılığını bizimle paylaşabilmek için mücadele etmişsin gibi hissediyoruz.

Fiziksel olarak artık yan yana olamasak da sevgin kalbimizde, anılarımızda hep yaşayacak. Sen de seni ne kadar çok sevdiğimizi bilerek gittin. Seni her zaman seveceğiz.

Şimdi senin de kendi anne babanla kavuşma, ağrısız, acısız, diğer arkadaşlarınla koşup oynama zamanın. Hayatına eşlik edebilmiş olmak tek tesellimiz.

Seni çok seviyoruz, Zeytin’im.

Uzman Klinik Psikolog Ceren TatarUzman Klinik Psikolog ve Psikoterapist Ceren TatarKadıköy Bağdat Caddesi & Online · Yetişkin ve ergen psikoterapisi

Bir adım atmaya hazır mısınız?

Kadıköy, Bağdat Caddesi'ndeki ofiste yüz yüze ya da online görüşme için randevu alabilirsiniz.