top of page

Hasta Olma Korkusu Nasıl Yenilir?

Güncelleme tarihi: 2 gün önce


Hasta olma korkusu, kişinin bedenindeki küçük bir belirti veya hissiyatı ciddi bir hastalığın işareti gibi yorumlaması ve bu ihtimalden yoğun kaygı duymasıdır. Bu korkuyu yenmek yalnızca “bir şeyim yok” demekle değil; hastalık düşüncesinin neden sürekli geri geldiğini, kişinin neden güvenceye ihtiyaç duyduğunu ve bedeni üzerinden hangi kaygıları yaşadığını anlamakla mümkündür.


Hasta olma korkusu çoğu zaman sağlık anksiyetesi ile ilişkilidir. Kişi doktora gider, yapay zeka ile rahatlamak için konuşur, tahlil yaptırır, internette araştırma yapar ya da yakınlarından güvence ister. Fakat rahatlama genellikle kısa sürer. Bir süre sonra yeni bir belirti, yeni bir hastalık ihtimali ya da “Ya gözden kaçtıysa?” düşüncesi yeniden ortaya çıkar.

hasta olma korkusu

Bu nedenle hasta olma korkusunun kalıcı olarak azalması için yalnızca bedene değil, bu kaygının ruhsal anlamına da bakmak gerekir.


Hasta Olma Korkusu Nedir?


Hasta olma korkusu, kişinin ciddi bir hastalığa yakalanacağına ya da zaten hasta olduğuna dair yoğun kaygı yaşamasıdır. Bu kaygı bazen kişinin kendi bedeniyle ilgilidir; bazen de çocuğu, eşi, anne-babası ya da yakınlarının sağlığıyla ilgili olabilir.


Kişi çoğu zaman şunları düşünür:


“Ya ciddi bir hastalığım varsa?”

“Ya doktorlar bir şeyi atladıysa?”

“Ya geç kalırsam?”

“Ya çocuğuma bir şey olursa?”


Bu düşünceler yalnızca zihinde kalmaz. Kişi bedenini daha fazla dinlemeye, belirtileri araştırmaya, doktor kontrollerini tekrarlamaya ve sürekli güvence aramaya başlayabilir.


Hastalık Hastalığı (Hipokondriyazis) Nedir?


Hastalık hastalığı, kişinin ciddi bir hastalığı olduğuna ya da olacağına dair yoğun kaygı yaşaması ve bedenindeki duyumları sürekli hastalık belirtisi gibi yorumlamasıdır. Bu durum halk arasında “hasta olma korkusu” olarak bilinir; eski adıyla hipokondriyazis, güncel klinik dilde ise çoğu zaman hastalık kaygısı bozukluğu olarak ele alınır.


Burada mesele yalnızca “evham yapmak” değildir. Kişi gerçekten korkar. Doktora gitmiş, test yaptırmış ya da çevresinden defalarca güvence almış olsa bile içindeki kaygı tam olarak yatışmayabilir.


Hasta Olma Korkusu Belirtileri Nelerdir?


Hasta olma korkusu belirtileri genellikle bedeni sürekli kontrol etme, internette hastalık araştırma, tahlillere rağmen rahatlayamama ve “bir şeyim var” düşüncesinden çıkamama şeklinde görülür.


En sık görülen belirtiler şunlardır:


Sürekli hastalık araştırmak


Kişi baş ağrısı, çarpıntı, mide bulantısı, halsizlik, nefes darlığı, kas seğirmesi ya da ciltteki küçük bir değişikliği hemen internette araştırabilir. Araştırma başlangıçta rahatlatır; fakat çoğu zaman daha korkutucu ihtimallerle karşılaşınca kaygıyı artırır.


Bedeni sürekli kontrol etmek


Nabız ölçmek, lenf bezlerini kontrol etmek, aynaya sık sık bakmak, nefesi takip etmek ya da bedendeki küçük hislere odaklanmak sağlık anksiyetesinde sık görülür. Kişi bedeni kontrol ettikçe daha fazla belirti fark eder.


Doktora gitmesine rağmen rahatlayamamak


Tahliller temiz çıksa bile kişi “Ya erken evredeyse?”, “Ya başka bir doktora görünmem gerekiyorsa?” diye düşünebilir. Bu nedenle güvence aramak kısa süreli rahatlama sağlar ama korkuyu tamamen bitirmez.


Yakınlarının sağlığı için aşırı kaygılanmak


Hasta olma korkusu bazen çocuğun, eşin ya da aile bireylerinin sağlığına yönelir. Kişi sevdiklerini kaybetme, koruyamama ya da geç fark etme korkusuyla yoğun kaygı yaşayabilir.


Ya Gerçekten Hastaysam


Kısa vadede doktor kontrolü, tıbbi değerlendirme ve gerekli tetkikler önemlidir. Yeni başlayan, şiddetli ya da açıklanamayan bedensel belirtilerde önce tıbbi değerlendirme yapılmalıdır. Ancak tıbbi olarak açıklayıcı bir durum bulunmadığı halde kaygı devam ediyor, kişi bedenini sürekli kontrol ediyor ve hastalık düşünceleri günlük yaşamı etkiliyorsa psikoterapi desteği almak önemlidir.


Hastalığa Yakalanma Korkusu Neden Olur?


Amansız hastalığa yakalanma korkusu, çoğu zaman yalnızca hastalıkla değil; ölüm, kayıp, çaresizlik, kontrol kaybı ve güvende hissedememe duygularıyla ilişkilidir.


Kişi kanser, kalp krizi, beyin tümörü, ALS, MS ya da başka ciddi hastalıklardan korkabilir. Fakat korkulan hastalık değişse bile alttaki kaygı aynı kalabilir.


Bugün kalp krizi korkusu ön plandayken, birkaç hafta sonra başka bir hastalık ihtimali zihni meşgul edebilir. Bu durum bize şunu gösterir: Asıl mesele yalnızca belirli bir hastalık değildir. Zihin sürekli bir tehlike aramaktadır.


Hasta olma korkusunun temelinde bedene yönelen bu korku bazen kişinin doğrudan hissedemediği daha derin duyguların ifadesi olabilir. Kaybetme korkusu, yalnız kalma hissi, bastırılmış öfke, çaresizlik ya da geçmişte yaşanmış güvensizlikler bedensel kaygılar üzerinden kendini gösterebilir.


Sürekli Hasta Hisseden Birisi Ne Yapmalı?


“Kendimi hasta hissediyorum, ne yapmalıyım?” sorusunun ilk cevabı, gerekli tıbbi değerlendirmelerin yapılmasıdır. Yeni, şiddetli ya da günlük yaşamı etkileyen bedensel belirtilerde doktora başvurmak önemlidir.


Ancak kişi gerekli kontrolleri yaptırdığı halde rahatlayamıyor, sürekli yeni bir hastalık ihtimali düşünüyor, internette belirti araştırıyor ve bedenini dinlemekten kendini alamıyorsa burada sağlık anksiyetesi devreye girmiş olabilir.


Bu noktada yalnızca “Bir şeyin yok” demek çoğu zaman yeterli olmaz. Çünkü kişi zaten mantıken bir şey olmayabileceğini bilir. Fakat içindeki kaygı yatışmaz.


Bu durumda sorulması gereken soru yalnızca “Bedenimde ne var?” değildir. Aynı zamanda şu da sorulmalıdır:


“Bu kaygı neden sürekli geri geliyor?”

“Ben neden rahatlayamıyorum?”

“Bu hastalık korkusu hayatımda neyin yerini tutuyor?”


Sürekli Hastalık Araştırmak Kaygıyı Neden Artırır?


Sürekli hastalık araştırmak, kişiye kısa süreli kontrol hissi verir. Fakat uzun vadede sağlık anksiyetesini artırabilir.


Çünkü kişi her araştırmada zihnine şu mesajı verir:


“Tehlike olabilir, kontrol etmeliyim.”


Bir süre sonra zihin daha fazla kontrol ister. Daha fazla araştırma, daha fazla belirti fark etme ve daha fazla korku doğurur. Böylece şu döngü oluşur:


Belirti fark edilir.

Hastalık ihtimali düşünülür.

Kaygı yükselir.

Araştırma ya da kontrol yapılır.

Kısa süreli rahatlama olur.

Sonra kaygı yeniden başlar.


Hasta olma korkusunu yenmek için bu döngünün fark edilmesi gerekir. Ancak yalnızca döngüyü bilmek çoğu zaman yeterli değildir; kişinin neden bu döngüye ihtiyaç duyduğunu anlaması gerekir.


Hasta Olma Korkusu Nasıl Tedavi Edilir?


Hasta olma korkusunun tedavisi, kişinin hastalık düşüncelerini yalnızca bastırmaya çalışması değil, bu kaygının altında yatan ruhsal sebepleri anlamasıyla mümkündür.


Bu noktada psikanalitik psikoterapi, sağlık anksiyetesini yalnızca bir belirti olarak değil, kişinin iç dünyasında anlamı olan bir kaygı biçimi olarak ele alır.


Hasta olma korkusu yaşayan kişi çoğu zaman kesinlik ister:


“Kesin hasta değil miyim?”

“Kesin kötü bir şey yok mu?”

“Kesin geç kalmamış mıyım?”


Fakat hayat hiçbir zaman yüzde yüz kesinlik sunmaz. Bu nedenle tedavide amaç kişiye sürekli güvence vermek değildir. Asıl amaç, kişinin neden bu kadar güvenceye ihtiyaç duyduğunu anlamaktır.


Psikanalitik psikoterapi, hasta olma korkusunda yalnızca “hangi hastalıktan korkuyorsunuz?” sorusuna değil, “bu korku sizin iç dünyanızda neyi temsil ediyor?” sorusuna bakar.


Terapi sürecinde şu alanlar çalışılır:


* Kişinin neden sürekli tehdit altında hissettiği,

* Belirsizliğe neden tahammül edemediği,

* Bedeni neden sürekli kontrol etme ihtiyacı duyduğu,

* Hastalık korkusunun hangi dönemlerde arttığı,

* Kaybetme, yalnız kalma, çaresiz kalma ya da kontrolü kaybetme korkularının bu kaygıyla nasıl ilişkili olduğu,

* Geçmişteki hastalık, kayıp, ölüm ya da güvensizlik deneyimlerinin bugünkü kaygıyı nasıl etkilediği.


Kişi zamanla şunu fark edebilir: Bedende aradığı şey yalnızca bir hastalık belirtisi değildir. Bazen beden, dile gelmemiş korkuların, bastırılmış duyguların ve güvende hissedemeyen bir iç dünyanın konuşma biçimi haline gelir.


Bu farkındalık geliştikçe kişi yalnızca bedenini dinlemek yerine, kendi duygularını da duymaya başlar.


Hasta Olma Korkusu Nasıl Yenilir?


Hasta olma korkusu, daha fazla araştırarak, daha fazla kontrol ederek ya da sürekli güvence alarak kalıcı biçimde yenilmez. Bu korkunun azalması için kişinin hastalık düşüncesinin altında yatan kaygıyı anlaması gerekir.


Kalıcı iyileşme için önemli olan şudur:


Kişi “Gerçekten hasta mıyım?” sorusuna sıkışmak yerine, “Ben neden kendimi sürekli tehdit altında hissediyorum?” sorusunu çalışmaya başladığında sağlık anksiyetesi de dönüşmeye başlar.


Psikanalitik psikoterapi bu nedenle hasta olma korkusunda yalnızca semptomu azaltmaya değil, semptomun temelinde kişinin yaşadığı korkuları anlamaya odaklanır. Kişi kendi içindeki kaygıyı, kontrol ihtiyacını, kayıp korkusunu ve güvende hissedememe halini tanıdıkça, hastalık düşüncesinin hayat üzerindeki etkisi azalabilir.


Ne Zaman Psikoterapi Desteği Alınmalı?


Hasta olma korkusu günlük hayatı etkilemeye başladıysa psikoterapi desteği almak önemlidir.


Özellikle şu durumlarda destek alınabilir:


* Sürekli hastalık araştırıyorsanız,

* Tahliller temiz çıksa da rahatlayamıyorsanız,

* Bedeninizi sık sık kontrol ediyorsanız,

* “Bir şeyim var” düşüncesi gün içinde sık sık geliyorsa,

* Çocuğunuzun ya da yakınlarınızın sağlığı için yoğun kaygı yaşıyorsanız,

* Hastalık düşünceleri işinizi, ilişkinizi, uykunuzu ya da sosyal hayatınızı etkiliyorsa.


Hasta olma korkusu yalnızca bedensel bir mesele değildir. Çoğu zaman kişinin iç dünyasında daha derin bir kaygının işaretidir. Bu nedenle çözüm, yalnızca hastalık ihtimalini ortadan kaldırmaya çalışmak değil; bu korkunun ruhsal olarak ne anlattığını anlamaktan geçer.


Hasta Olma Korkusu ve Hastalık Hastalığı İçin Kadıköy’de ve Online Psikanalitik Psikoterapi Desteği


Hasta olma korkusu, hastalık hastalığı, hipokondriyazis, kendini sürekli dinlemek ya da bedenindeki her belirtiyi ciddi bir hastalığın işareti gibi yorumlamak uzun süredir hayatınızı etkiliyorsa, bunu yalnızca “evham” ya da “fazla düşünmek” olarak görmek yeterli olmayabilir. Özellikle doktor kontrolleri ve temiz çıkan test sonuçlarına rağmen kaygınız kısa süre sonra yeniden başlıyor, bedeninizi sürekli kontrol ediyor, internette hastalık araştırıyor ya da “ya gerçekten hastaysam?” düşüncesinden çıkamıyorsanız, bu döngünün altında yatan duygusal nedenleri anlamak için psikoterapi desteği almak önemlidir.


Uzman Klinik Psikolog ve Psikoterapist Ceren Tatar, 35.000 saatin üzerinde terapi tecrübesiyle Kadıköy Bağdat Caddesi’nde yüz yüze ve online psikanalitik psikoterapi desteği sunmaktadır. Kadıköy, İstanbul Anadolu Yakası ve İstanbul’un farklı bölgelerinden yüz yüze terapi için; şehir dışında ya da yurt dışında yaşayan kişiler için ise online terapi ve online psikoterapi seçeneğiyle psikoterapi süreci planlanabilir.



 
 
 

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.
bottom of page