Kendini Beğenmeme Hastalığı Nasıl Geçer?
- Uzman Psikolog Ceren TATAR

- 7 Eki 2020
- 6 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 2 gün önce
Kendini beğenmeme hastalığı, kişinin yüzünü, bedenini ya da görünüşünün belirli bir bölümünü sürekli kusurlu, eksik ya da çirkin görmesi demektir. Bu durumun daha da ağır hali beden sirmofik bozukluk (dismorfofobi) olarak bilinen psikolojik bir rahatsızlıktır.
Kişi aynaya baktığında yüzünün tamamını değil, yalnızca kusurlu hissettiği bölgeyi görmeye başlayabilir. Burnu çok büyük, cildi bozuk, yüzü asimetrik, kilosu fazla, saçları kötü ya da bedeni biçimsiz gibi gelebilir. Kişinin çevresi “öyle görünmüyorsun” dese bile bu sözler çoğu zaman kısa süreli rahatlatır; bir süre sonra aynı şüphe yeniden geri döner.

Bu durum yalnızca dış görünüşü beğenmemek değildir. Kendini beğenmeme, kişinin kendisini nasıl gördüğü, başkalarının bakışını nasıl hissettiği, sevilmeye, beğenilmeye ve kabul edilmeye dair korkularıyla da bağlantılıdır.
Kendini Beğenmeme Hastalığı Nasıl Geçer?
Kendini beğenmeme hastalığı olarak tarif edilen bu döngü, kişi görünüşüyle ilgili düşüncelerini, aynaya bakma ve onay arama davranışlarını, utanç duygusunu ve kendisine yönelttiği sert bakışı doğru bir psikoterapi desteği ile anlamaya başladıkça geçmesi mümkündür. Ancak bu çoğu zaman yalnızca “kendini sev”, “aynaya bakma” ya da “başkalarını dinleme” demekle geçmez.
Çünkü kişi çoğu zaman yalnızca yüzünü ya da bedenini beğenmediğini düşünür; oysa asıl acı, kendisini neredeyse bütünüyle kusurlu hissettiği bir parça üzerinden görmeye başlamasıdır. “Burnumu beğenmiyorum”, “yüzüm kötü görünüyor”, “fotoğraflarda kendime tahammül edemiyorum” gibi düşünceler bazen daha derinde “Bu halimle sevilir miyim?”, “İnsanlar beni beğenir mi?”, “Küçük düşer miyim?” sorularına bağlanır.
Psikoterapide amaç kişinin görünüşle ilgili düşüncelerini zorla susturmak değildir. Daha çok, bu düşüncelerin hangi duyguları taşıdığını, kişinin kendisini neden bu kadar acımasız bir bakışın içinden görmeye başladığını ve bu döngünün hayatında nasıl bir yer tuttuğunu birlikte anlamaktır.
Kendini Çirkin Görme Hastalığı Nedir?
Kendini çirkin görme hastalığı kişinin kendisini yalnızca “beğenmiyor” gibi hissetmesi değil; bazen gerçekten çirkin, bozuk, tuhaf, dikkat çeken ya da başkalarının bakışına dayanamayacak kadar kusurlu görmesidir.
Bu düşünce kişiye çok gerçek gelebilir. Aynaya bakınca kusur daha belirginleşir, fotoğraflar büyütülerek incelenir, başka insanların yüzleriyle karşılaştırma yapılır. Kişi bazen dışarı çıkmadan önce uzun süre hazırlanır ama yine de yeterince iyi görünmediğini hisseder. Bazen de aynadan, kameradan, fotoğraftan ve sosyal ortamlardan kaçınmaya başlar.
Gerçekte ise kusur bedeninde değil, kişinin kendisini gördüğü algılama şeklindedir. Kendinizi lunaparklarda garip gösteren aynalara bakıp; o aynayla kendini görmeye devam etmektir.
Burada önemli olan yalnızca kişinin kendisini güzel ya da yakışıklı bulup bulmaması değildir. Görünüşle ilgili düşünce günün büyük kısmını kaplıyor, kişinin sosyal hayatını, ilişkilerini, işini ya da özgüvenini etkiliyorsa, bu durum ruhsal olarak ele alınması gereken bir döngüye dönüşmüş olabilir.
Yüzümü Beğenmiyorum: Bu Dismorfofobi Olabilir mi?
Yüzünü beğenmemek tek başına dismorfofobi anlamına gelmez. Hemen herkes zaman zaman yüzünü, bedenini ya da fotoğraflardaki halini beğenmeyebilir. Ancak “yüzümü beğenmiyorum” düşüncesi sürekli geri dönüyor, kişi aynaya bakmadan rahatlayamıyor ya da aynaya bakmaktan tamamen kaçınıyorsa, bu durum beden dismorfik bozukluk açısından değerlendirilebilir.
Yüz dismorfik bozukluğu olarak aranan durumlarda kişi çoğu zaman burun, cilt, çene, yanak, göz altı, saç çizgisi, yüz şekli ya da yüz simetrisiyle yoğun şekilde meşgul olur. Aynaya baktığında yüzünü bir bütün olarak görmekte zorlanır; sanki bütün yüzü o tek kusurlu bölgeden ibaretmiş gibi hisseder.
Bu noktada soru yalnızca “Yüzüm gerçekten kötü mü?” değildir. Daha önemli soru şudur: “Ben neden kendimi yalnızca yüzümde kusurlu bulduğum yer üzerinden görmeye başladım?” Çünkü dismorfofobide sorun çoğu zaman yalnızca yüzün nasıl göründüğü değil, kişinin kendi yüzüyle dünyaya görünür olmasının ne kadar tehdit edici hissettirdiğidir.
Aynaya Bakınca Kendimi Neden Daha Kötü Görüyorum?
Aynaya bakmak çoğu zaman rahatlamak için yapılır; beden dismorfik döngüde aynaya bakmak çoğu zaman rahatlatmak yerine kaygıyı artırır. Kişi baktıkça daha çok kusur algılar; kusur algıladıkça gördüğü şey büyür, büyüdükçe yeniden kontrol etme ihtiyacı doğar.
Bu yüzden bazı kişiler aynaya defalarca bakar, bazıları ise aynadan tamamen kaçınır. İki durumda da merkezde benzer bir kaygı vardır: “Nasıl görünüyorum?”, “Beni böyle görürlerse ne olur?”, “Bu kusur fark edilir mi?”
Ayna burada yalnızca fiziksel görüntüyü göstermez. Bazen kişinin kendisine yönelttiği sert bakışı, utanç duygusunu ve başkalarının gözünde nasıl göründüğüne dair korkusunu da büyütür. Bu nedenle aynaya bakma davranışını anlamadan sadece “bakma o zaman” demek çoğu zaman işe yaramaz.
Bu Gerçekten Çirkin Olduğum Anlamına mı Gelir?
Kişinin kendisini çirkin görmesi, dışarıdan aynı şekilde göründüğü anlamına gelmez ama kişinin yaşadığı acıyı da hayali yapmaz. Tam tersine, kişi gerçekten çok yoğun bir sıkışma yaşayabilir. Fakat yaşanan acının gerçek olması, algılanan kusurun dışarıdan aynı yoğunlukta fark edildiği anlamına gelmez. Kişi çoğu zaman kendisini başkalarının gördüğünden çok daha sert, çok daha parçalı ve çok daha acımasız bir bakışla görür.
Bu yüzden iyileşme, kişinin bir anda “çok güzelim” ya da “hiçbir kusurum yok” demesi değildir. Daha gerçekçi değişim, kişinin kendisini yalnızca kusurlu hissettiği bölge üzerinden değerlendirmemeye başlamasıdır.
Sürekli Onay Aramak Neden Rahatlatmıyor?
Kendini beğenmeme döngüsünde kişi çoğu zaman çevresinden onay almak ister. “Burnum kötü mü?”, “Yüzüm asimetrik mi?”, “Fotoğrafta kötü mü çıkmışım?”, “Cildim çok mu belli oluyor?” gibi sorular kısa süreli rahatlama sağlayabilir. Fakat bu rahatlama genellikle kalıcı olmaz.
Çünkü onay almak, kişinin içindeki şüpheyi tamamen ortadan kaldırmaz; çoğu zaman yalnızca bir süreliğine susturur. Birkaç saat sonra aynı soru yeniden gelir, kişi yeniden aynaya bakar, yeniden fotoğrafı kontrol eder, yeniden birinden emin olmak ister.
Bu döngüde kişi aslında yalnızca görünüşüyle ilgili bir cevap aramaz. Daha derinde, “Ben böyleyken kabul edilebilir miyim?”, “Beni gerçekten beğenirler mi?”, “Bana bakınca eksik bir şey mi görürler?” sorularına da yanıt arıyor olabilir.
Estetik Yaptırırsam Kendimi Beğenmeye Başlar mıyım?
Estetik işlem bazı kişilerde kısa süreli bir rahatlama yaratabilir; fakat kendini beğenmeme döngüsü dismorfofobiyle ilişkiliyse, yalnızca dış görünüşü değiştirmek çoğu zaman kalıcı bir çözüm sağlamaz. Kişi bir süre sonra aynı bölgeyi yeniden kontrol etmeye başlayabilir ya da zihni başka bir kusura kayabilir.
Bu estetik isteğinin anlamsız olduğu anlamına gelmez. Kişi bazen gerçekten çok bunalmış, sıkışmış ve “bunu düzeltirsem hayatıma başlayacağım” noktasına gelmiş olabilir. Fakat psikoterapide önemli soru yalnızca “Bu bölge değişmeli mi?” değildir. “Ben neden bu bölge değişmeden yaşanabilir, sevilebilir ve görünür hissedemiyorum?” sorusu da önemlidir.
Kendini beğenmeme döngüsünde bedendeki bir bölge, kişinin bütün değerini taşıyan bir yer haline gelebilir. O bölge düzelmeden sevilmeyeceğini, beğenilmeyeceğini ya da rahat edemeyeceğini hissetmek, ruhsal olarak çalışılması gereken daha derin bir sıkışmaya işaret edebilir.
Kendini Beğenmeme Neden Olur?
Kendini beğenmeme tek bir nedenden ortaya çıkmaz. Çocuklukta görünüş üzerinden eleştirilmek, alay edilmek, başkalarıyla kıyaslanmak, bedene ve güzelliğe fazla önem verilen bir ortamda büyümek, yeterince güvenli ve bütünlüklü şekilde görülmemek, mükemmeliyetçilik ve utanç duygusunun görünüşe bağlanması bu döngüyü besleyebilir.
Bazı kişiler için beden, küçük yaşlardan itibaren değerli olup olmadığını anlamaya çalıştığı bir alan haline gelir. Beğenilmek, fark edilmek, kabul edilmek ya da sevilmek görünüşle çok fazla bağlantılı yaşandıysa, kişi zamanla kendisini de bedenindeki ayrıntılar üzerinden değerlendirmeye başlayabilir.
Bazen kişi aynaya baktığında yalnızca yüzüne ya da bedenine bakmaz. Daha eski bir eksiklik, görülmemişlik, beğenilmemişlik ya da utanç duygusuyla da karşılaşır. Bu yüzden kendini beğenmeme yalnızca estetik bir mesele gibi görünse de, çoğu zaman kişinin kendilik algısıyla yakından ilişkilidir.
Kendini Beğenmeme Hastalığı ve Beden Dismorfik Bozukluk Aynı Şey mi?
“Kendini beğenmeme hastalığı” günlük dilde kullanılan bir ifadedir; beden dismorfik bozukluk ise klinik bir tanıdır. Her kendini beğenmeme hali beden dismorfik bozukluk değildir. Ancak görünüşle ilgili düşünceler yoğun, tekrarlayıcı ve kişinin hayatını belirgin şekilde etkileyen bir hale geldiyse, beden dismorfik bozukluk açısından değerlendirilmesi gerekebilir.
Beden dismorfik bozuklukta kişi görünümündeki küçük ya da başkaları tarafından fark edilmeyen bir kusurla yoğun şekilde meşgul olur. Bu meşguliyet aynaya bakma, aynadan kaçınma, onay arama, kıyaslama, sosyal ortamlardan uzaklaşma ve estetik işlemle rahatlama arayışı gibi döngülerle birlikte görülebilir.
Ne Zaman Psikoterapi Desteği Almak Gerekir?
Görünüşle ilgili düşünceler gün içinde sık sık geri geliyorsa, kişi aynaya bakmadan rahatlayamıyor ya da aynadan tamamen kaçıyorsa, fotoğraf çekilmekten, sosyal ortamlardan, yakın ilişkilerden veya iş hayatından uzaklaşmaya başladıysa psikoterapi desteği almak önemlidir.
Özellikle çevreden gelen onay kısa süreli rahatlatıyor ama sonra aynı şüphe yeniden başlıyorsa, bu döngünün yalnızca “özgüven eksikliği” ya da “kendini beğenmeme” gibi ele alınmaması gerekir. Kişi dışarıdan hayatına devam ediyor gibi görünse bile içeride sürekli kendisini kontrol eden, kıyaslayan ve yargılayan bir zihinle yaşamak çok yorucudur.
Psikoterapiye başlamak, kişinin görünüş kaygısının “gerçek olmadığını” kanıtlamaya zorlanması anlamına gelmez. Daha çok, bu kaygının neden bu kadar acı verici hale geldiğini, kişinin kendisini neden bu kadar kusurlu hissettiğini ve bu döngüden nasıl daha özgürleşebileceğini birlikte anlamaya çalışmak anlamına gelir.
Kendini Beğenmeme Hastalığı İçin Kadıköy’de ve Online Psikanalitik Psikoterapi Desteği
Uzman Klinik Psikolog ve Psikoterapist Ceren Tatar, Kadıköy Bağdat Caddesi’nde ve online olarak kendini beğenmeme, kendini çirkin görme, yüzünü beğenmeme, beden dismorfik bozukluk, dismorfofobi, aynaya bakma, fotoğraf kontrolü, onay arama ve sosyal kaçınma döngüleri üzerine psikanalitik psikoterapi desteği sunmaktadır.
35.000 saatin üzerinde terapi tecrübesiyle yürütülen psikoterapi sürecinde amaç, kişinin yalnızca görünüşle ilgili düşüncelerini azaltmak değil; bu düşüncelerin ruhsal dünyasında neye karşılık geldiğini anlamak ve kişinin kendisiyle daha özgür, daha bütünlüklü ve daha az acımasız bir ilişki kurmasına alan açmaktır.
Kendini beğenmeme döngüsünde kişi çoğu zaman yalnızca bilgiye değil, gerçekten anlaşılmaya ihtiyaç duyar. Psikoterapi, kişinin kendisini kusurlu hissettiği parçaya sıkışmadan, kendi hikayesini ve kendilik algısını daha derin bir yerden anlamasına yardımcı olabilir.



Yorumlar